İçeriğe geç

Sözün özü; psikolojik baskılar, aleyhte propagandalar, mesnedsiz isnatlar, iftiralar, hapis ve öldürme tehditleri, komplolar, türlü türlü entrikalar, çeşitli işkenceler, cinayetler ve hatta katliamlar kendi düzenlerini sürdürebilmeleri için bütün firavunların devamlı başvurdukları yöntemlerdir. Adâlet, eşitlik, insan hak ve özgürlükleri onlar için hiçbir anlam taşımaz. Özellikle de günümüzde, bazı samimi insanlar tarafından adâlet, hürriyet, evrensel değerler ve insanca yaşama adına yapılan her çağrı, Firavun ve mele’i için kendi mülklerine, saltanatlarına ve hâkimiyetlerine yönelik bir tehdit mânâsına gelir; dolayısıyla da, savunulan ve ardına düşülen onların hakları değilse, yükselen ses kime ait olursa olsun hemen boğulmalıdır. Bu açıdan, Hazreti Musa ve İsrailoğulları karşısında o dönemin Firavununun tavır ve davranışları, haleflerinin yolunu da resmetmektedir. Fakat, ne hazindir ki, asırlardır içlerinde taşıdıkları hırsı ve hıncı büyüte büyüte bugünlere gelen Firavun’un torunları, hak ve hakikat karşısında ilk dedeleri kadar dahi müsamahalı değiller.

318