İçeriğe geç
4. Bölüm

Edep Ve Nezaket Medeniyeti

Soru: “Kur’ân atmosferinde edep, Hak’tan halka uzanan çizgide seviye, vazife, misyon ve konum keyfiyetine göre kuşatıcı bir durum arz eder. Onun buyruklarıve irşadları çerçevesinde her mü’min bir edep insanıdır.” buyuruyorsunuz. “Edebin kuşatıcılığı” ne demektir; birer “edep insanı” olabilmemiz için dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir?

Cevap: Edep; hâl, tavır ve davranış güzelliği demektir. İnsanlara iyi muamelede bulunma mânâsını da ihtiva eden edep, aslında, Peygamber Efendimiz’in sünnet-i seniyyesine tabi olmak ve O’nun örnek hayatına göre bir çizgi takip etmektir.

İnsanların seviye, vazife, misyon ve konum keyfiyetlerine göre onların edep anlayışları ve davranışları da farklı farklı olur. Allah’a karşı edep, her an O’nu görüyor veya O’nun tarafından görülüyor olma mülâhazasıyla hareket etmek, sürekli O’nun hoşnutluğu peşinde bulunmak, sevme ve saygı duyma hislerini O’na yöneltmek demektir ve herkes böyle bir edeple mükelleftir. Fakat bu edep de izafîdir; sıradan bir insanınkiyle bir peygamberin edebi arasında çok fark vardır. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah karşısındaki edebi tarife gelmeyecek kadar derindir ama O’nun Hazreti Cebrail’in edebiyle alâkalı söyledikleri, “Cevâhir kadrini ancak cevher-füruşân olan bilir.” hakikatine tam bir misaldir. Efendimiz der ki; “Miraç gecesi belli bir noktada, Cebrail’i (aleyhisselâm) eskimiş bir elbisenin perişaniyetinde gördüm. O noktaya vardığında âdeta ayaklarının bağı çözülmüş; eskimiş bir elbise gibi yığılıp kalmıştı. Allah korkusu onu bu hâle getirmişti. O zaman bir meleğin Cenâb-ı Hakk’ı nasıl bildiğini anladım.” İşte, Cibrîl-i Emin’in o hâli bir melek haşyeti ve Cenâb-ı Hakk’a karşı derin bir saygının neticesidir.

52