İçeriğe geç

Ne var ki, kaba kuvvet temsilcisi zorbalar, halk kitlelerinin aklını çelmek ve onları sindirmek için her yola başvururlar. Onların işi istihfaf ve istiz’aftır; yani, ezmek, zayıflatmak, tesirsiz kılmak, sonra da ezikliği kabul ettirerek kitleleri küçük olmaya ve küçük kalmaya alıştırmaktır. Bunu yapabilmek için her yolu dener ve her vesileyi kullanırlar; bir yandan demokrasi havariliği yaparlar, diğer taraftan tam bir diktatör gibi davranırlar; hem özgürlüklerden dem vururlar hem de herkesi köle gibi kullanırlar; işlerine gelirse din urbasına bürünürler, bunu yararlı bulmazlarsa bilim kisvesine sığınırlar; bazen başlarına bir beyaz külah geçirir, bazen de bellerine zünnar bağlarlar; kimi zaman minarelerin başında tevhidi ilân ediyor görünürler, kimi zaman da şürekâya selâm dururlar… Felsefe veya tasavvuf, din adamlığı veya entelektüellik, barbarlık veya uygarlık bunlardan hangisi çıkarlarına uygun geliyorsa ona yanaşır ama mutlaka üstün ve seçkin insan olmanın nimetlerinden yararlanmaya bakarlar. Bilgi edinme yollarını ve haber ağlarını hep elde tutmaya çalışır ve onları kimseyle paylaşmaya razı olmazlar. Çoğu zaman, objektif bir araştırmaya ve doğru bir habere bile izin vermezler; gerçekleri örtbas edip kitleleri diledikleri gibi şartlandırırlar. Böylece, halkı istedikleri yönlere sürükler dururlar.

317