İçeriğe geç

Bugüne kadar insanlık bir sürü firavuna şahit olmuştur; kendini ilâh sananlardan metafizikle alâkalı her şeyi inkâr edenlere, insanları köle gibi kullananlardan onları hayvan şeklinde görenlere, din ve diyaneti hafife alanlardan düşünce ve söz hürriyetine yasak koyanlara kadar bir sürü firavun… Böyleleri, iddialarının hiçbir mantığı olmasa da, kaba kuvvet sayesinde şuursuz kitlelere pek çok isteklerini kabul ettirebilmişlerdir. Yapmayı düşündükleri işler hakkında mantık ve muhakemeye asla lüzum hissetmemiş; kuvveti hakkın önünde görmüş, her fırsatta kaba kuvvete başvurmuş ve hayallerini hep kelle alarak gerçekleştirmeyi düşünmüşlerdir.

Zorbalığın Simgesi: Firavun

Evet, Firavun, zulüm, baskı, zorbalık ve despotizmin simgesidir. O yeryüzünde kendinden başka kanun koyacak ve itaat edilecek hiçbir güç, sözü dinlenecek hiçbir kimse kabul etmez. Tarih boyunca, bazı dönemlerde tek bir şahıs, bazı devirlerde de bir topluluk, bir sınıf ya da bir klik tarafından temsil edilen firavunluk, mutlak hâkimiyet iddiasındadır. Bu mutlak hâkimiyeti tek insanın devam ettirmesi mümkün değildir. Dolayısıyla da, Kur’ân, Firavun ile birlikte “mele” adını verdiği işbirlikçilere dikkat çeker. “Mele”, Firavun’un etrafındaki aristokrat sınıf, büyük sermaye sahipleri, kaba kuvvet temsilcileri, üst düzey bürokratlar, halkı idlal eden aydın görünümlü fikir adamları, heva ve heveslerinin esiri bazı sanatçılar, sözde din erbabı ve onlarla çıkar ilişkilerine girmiş kimselerden müteşekkil bir topluluktur.

310