İsyan Ahlâkı Ya Da İradenin Davası
Soru: “İsyan ahlâkı” ne demektir? İnkılapçı ruhların önemli bir özelliği olarak nazara verilen isyan ahlâkını mü’minler nasıl anlamalıdır?
Cevap: İsyan; bir sisteme veya bir emre boyun eğmeme, itaat etmeme, başkaldırma ve ayaklanma mânâlarına gelir. Ahlâk ise, bir insanın zamanla tabiatının bir parçası hâline getirdiği iyi veya kötü huylardır. İsyan ahlâkı, Varoluşçu felsefecilerin söylemi hâlinde dünyaya yayılmıştır. Varoluşçuluğun en önemli temsilcisi sayılan Sartre, toplumla alâkalı fikirlerinden dolayı özgürlükçü bir anarşist olarak anılan Herbert Marcuse ve dünyanın anlamsızlığına başkaldırarak toplumu değiştirecek bir harekete kalkışmak gerektiğini düşünen, “Başkaldırıyorum, o hâldevarım!” diyen, bir kitabına da “Başkaldıran İnsan” adını veren Albert Camus gibi felsefeciler sürekli isyan düşüncesini seslendirmişlerdir. Ne var ki, onların nihilist anlayışına göre isyan, başta devlet olmak üzere, bütün otoritelere başkaldırmak; devleti, kurulu düzeni, her türlü kâideyi ve ahlâkî değerleri yok etmek demektir. Zaten, Müslümanlar, başkaldırmanın, örgütlenmenin, totaliter diktatörlük adına silahlı mücadelenin ve devrimin ne demek olduğunu önce bu nihilistlerden duymuş ve öğrenmişlerdir.
Varoluş, diriliş ve isyan ahlâkı gibi ifadeleri Müslüman fikir adamları da kullanmışlardır; fakat onlar bu meseleyi iradenin davası olarak ele almışlardır. Nurettin Topçu’nun Sorbonne Üniversitesi’nde hazırladığı doktora tezinin ismi de “İsyan Ahlâkı”dır. O, daha sonra kitaplaştırılan bu çalışmasında, önce Spinoza ve Bergson’un hürriyet anlayışlarını tenkit etmiş, daha sonra da, tabiata, topluma, devlete, dine ve ahlâka isyan eden Stirner’in anarşizmini, Rousseau ve Schopenhauer’un isyan düşüncelerini incelemiş ve “Biz, hem uysallığa, hem de anarşizme karşıyız. Ferdin, sadece bütün iradeleri aynı şekilde belirleyen bir irade karşısındaki uysallığını kabul ediyoruz.” diyerek kendi düşüncesini özetlemiştir.