İçeriğe geç

Evet, bu bir ölçüdür. Kim açıktan açığa kendinden, yaptıklarından bahsediyorsa, öksürükleriyle kendini duyurmak istiyorsa, çeşitli beklentiler içindeyse, âlemin kendi başarıları(!) karşısındaki alâkasızlığından rahatsızlık duyuyorsa o boş bir insandır. Hususiyle Allah’la münasebeti açısından kopuğun tekidir.

Safvet ve İç Kargaşa

Yeryüzünde inanan insanlar inançlarına uygun hareket etse, bütün dünyaya yeniden yön verebilirler. Evet ben, inanan her insanın inancının gereklerini yerine getirmesi ve inancı ölçüsünde bir duruşta bulunması durumunda dünyada çok şeylerin değişeceğine inanıyorum. Eğer şu anda bu değişiklik olmuyorsa, bunun sebebi iman alanında yaşanan boşluktur, safvetin kaybedilmesidir. Safvetin kaybedilmesinde en önemli unsur ise iç ihtilaftır. Bu açıdan günümüzde iç ihtilaf ve buna sebebiyet verebilecek dış kaynaklı plan ve programlara karşı uyanık olmak zorundayız.

İslâm tarihine bu gözle baktığımızda Hz. Ebû Bekir dönemindeki irtidat hâdiselerinin, Hz. Ömer döneminde tohumu ekilen kargaşaların, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin şehadetiyle son bulan karışıklıkların hepsinin planlı şeyler olduğunu görürüz. Evet, o dönemin insanlarının beşerî hissiyatları akıllarının, daha doğrusu Kur’ânî aklın, Kur’ânî mantığın çok önündedir. Özellikle Haricîler “Başka inanç ve düşünceler ya bizim dediğimiz gibi olur ya da olmaya hakları yoktur; yıkılmaya, yok edilmeye mahkûmdur.” zihniyetine sahiptir. İşte bu zihniyetin itikadî ve siyasî etkisi bazı alanlarda günümüze kadar devam eden birçok karışıklığın sebebi olmuştur.

127