İçeriğe geç
6. Bölüm

Nefis Ve Vicdan Mekanizması

Günah ve Latîfe-i Rabbâniye

Soru: Küfre giren veya şeytana uyan bir insanın, his, irade ve şuur gibi latîfe-i rabbâniyeleri o esnada ölüyor mu; yoksa, bunlar mahiyet değiştirip şeytanın kullanabileceği şeyler hâline mi geliyor?

Cevap: Evvelâ, affınıza sığınarak sorudaki bir hususu açmak istiyorum. His, irade ve şuur için “latîfe-i rabbâniye” denmesi doğru değildir. Onlar da birer nimet olduğu için mevhibe ve nimet mânasına “latîfe” denebilecek olsa da, ıstılahî olarak “latîfe-i rabbâniye” dendiğinde his, irade ve şuurdan farklı bir şey anlaşılır. İnsanın cismanî varlığına yönelik hususları “âlem-i halk”; irade, vicdan, şuur, his gibi mânevî yönleri de “âlem-i emir” içinde mütalaa edilir. Ayrıca bu dört temel esas haricinde latîfe-i rabbâniye ve onun içinde önemli birer yer işgal eden sır, hafî ve ahfâ da yine âlem-i emir içinde değerlendirilir.

Her türlü şehevî arzu ve kaprisler, kin, nefret, öfke, inat gibi belli hikmet ve gayeler için insana verilen duygular nefis mekanizmasını meydana getirirler. Kalb, ruh, sır, hafî, ahfâ, âlem-i emre ait rabbanî latîfeler, irade, idrak, şuur, his ve duygular da vicdan mekanizmasını meydana getirir. Bu iki mekanizma çoğunlukla birbirinin aleyhine işler. Şu kadar var ki, vicdan mekanizmasının galebesi hâlinde, nefis mekanizması da müspete dönüşür ve insanın yücelip yükselmesine hizmet eden bir sistem hâline gelir.

131