Hemen her gün ve her fırsatta defalarca söyledim, bir kere daha tekrar etmek istiyorum; insan kim olursa olsun yapılan, kazanılan, başarılan şeyleri kat’iyen kendisine mâl etmemeli. Bu apaçık bir şirktir. İnsan bunları kendisine mâl etmekle aslında hem kendisini hem de yapılan, kazanılan şeyleri esas kuvvetinden, o kuvvetin kaynağından koparmış olur. Kuvvet kaynağından kopan o şeyler bu defa kendi kuvvet zeminine dikilir ki o zeminin kuvve-i imbatiyesi onları büyütmeye kâfi değildir. Onlar ancak لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ kuvve-i imbatiyesinde boy atar ve gelişir. İnsanların sun’î, yapmacık müdahaleleri ise onları kurutur. Onun için kat’iyen “ben” dememeli, “yaptım” dememeli, Allah’ın kudretiyle olan şeylere sahip çıkmamalı. Bu türlü şeyler kazaen aklına geldiğinde hemen istiğfar etmeli: “Yâ Rabbi! Her fiili yaratan Sensin. Ben onu nefsime nispet eder gibi oldum, bir bulut gibi kafamdan geçti. Bununla Sana şirk koştum. Eğer Sen de ona şirk diyorsan ben muvakkaten dahi olsa müşrik oldum. Sana sığınırım. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ شَيْئًا وَأَنَا أَعْلَمُ ، وَأَسْتَغْفِرُكَ بِمَا لَا أَعْلَمُ“Allahım, bilerek bir şeyi şirk koşmaktan Sana sığınırım. Bilmeden yaptıklarım için de Senden bağışlanma dilerim.”7
Dipnotlar
- 7 Ebû Ya’lâ, el-Müsned 1/60, 62; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 7/112.