İçeriğe geç

Dünyanın dört bir tarafına hicret mülâhazasıyla açılan o arkadaşlarımız tarihin ender olarak şahit olduğu bir enginlikte milletimiz adına inkişaf ve açılımlara vesile olmuşlardır. Çünkü onlar yeryüzünde âdeta ayak basmadık bir belde, gitmedik bir yer bırakmamışlardır. Bu açılımlarıyla onlar, tabiatı, karakteri ve donanımı itibarıyla büyük olmaya açık ancak belli bir dönemde çepeçevre kuşatıldığından dolayı bir darlığın mahkûmu hâline gelmiş milletimizin önünde yeni ufuklar açmışlardır. Evet, bizim coğrafyamızın insanı, içine kapandıktan yıllar hatta asırlar sonra bir kez daha gözünü açmış ve çalıştığında Allah’ın izniyle dünyanın neresinde olursa olsun muvaffak olabileceğine inanır olmuştur. Elbette bu gayret ve çalışmalara bu başarıları lütfeden Cenâb-ı Hak’tır. Allah (celle celâluhu), küçük insanlara büyük hizmetler gördürmek suretiyle Kendi büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Şayet konumları bu olan arkadaşlarımız, niyet duruluğu ve kalb safvetini hep bu şekilde muhafaza eder, her zaman Allah’ın (azze ve celle) büyüklüğü karşısında kendi küçüklüklerinin farkında olurlarsa, öyle inanıyoruz ki, Cenâb-ı Hak da büyüklüğünü göstermeye devam edecek, bizim insanımıza bir kez daha yeryüzünde muvazene unsuru olma lütfunu bahşedecektir.

162