Evet, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun hayat-ı seniyyelerini geçirdiği ve ruhunun ufkuna yürüdüğü yer işte bu daracık odaydı. Diğer ezvac-ı tahiratın odaları da bundan farklı değildi. İşte bu, öyle inandırıcı bir faktördür ki, bu emniyet ve güven kredisini başka hiçbir şeyle elde edebilmeniz mümkün değildir. Siz on sene evvel bir hasır üstünde, üzerinize bir battaniye alıp yatıyorsunuz; sonra fethedilen yerlerden gelen ganimetin beşte biri size geliyor, ancak siz ondan kendinize bir şey ayırmayıp onu da başkalarına dağıtıyor ve aynı sadelik içinde hayatınızı devam ettiriyorsunuz. Evet, bütün bunlara şahit olan birinin, böyle bir zat hakkında güvensizliğe düşmesi mümkün değildir. Daha önce de değişik vesilelerle ifade edildiği üzere, Kâinatın Efendisi ruhunun ufkuna yürüdüğü esnada, ailesinin maişetini temin için, kalkanını bir Yahudi’ye rehin verip ondan borç almış bulunuyordu.10 Hâlbuki O, değil ifade etmek, “eşlerimin şöyle bir ihtiyacı var” imasında bulunsaydı, sahabe-i kiram efendilerimiz canlarını peyler yine de onu tedarik ederlerdi. Ancak O (aleyhi ekmelüttehâyâ), ciddi bir istiğna duygusuna, başkalarına el açmama düsturuna sahipti. وَمَۤا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلٰىرَبِّ الْعَالَمِينَ“Ben yaptığımtebliğ vazifesi karşılığında sizden bir şey istemiyorum, ücretim ve mükâfatımmünhasıran Âlemlerin Rabbi Allah’a aittir.”11 âyeti mucibince Allah’tan başkasından bir şey beklemiyordu.
Dipnotlar
- 10 Buhârî, cihâd 89; Tirmizî, büyû’ 7; İbn Mâce, rühûn 1.
- 11 Şuarâ sûresi, 26/109, 127, 145…