İşte hicretin başlangıcından itibaren Medine’deki o muazzam inkişafta böyle bir fetanetin ciddi tesiri vardır. Meselâ Medine’deki dört bin beş yüz civarındaki müşriğin, Müslümanlar arasında nasıl eriyip gittiği anlaşılacak gibi değildir. Bu kadar kısa bir zaman içerisinde böyle bir neticeyi aklımın almadığını itiraf etmeliyim. Evet, putlara bağlı olan o insanlar nasıl oluyor da birer birer yön ve yörünge değiştiriyor; değiştirip Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) altın halkasına dahil oluyor, o halkanın bir unsuru hâline geliyorlardı. Keza münafıklar da o dönemde büyük bir problemdi. Müslümanlardan biri gibi görünerek sürekli onları içten vurmaya çalışıyorlardı. Hazreti Pîr, münafıkların bu zararını anlatma sadedinde: “Kurt, gövdenin içine girdi. Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz.”7 buyuruyor. O münafıklardan birisi bir gün Peygamber Efendimiz’e gelerek Müslüman olduğunu ve diğerlerini de getirebileceğini söylemişti. Ancak eşsiz fetanet sahibi Fahr-i Kâinat Efendimiz buna müsaade etmemiş ve onları kendi hallerine bırakmıştı. İşte bizim aklımızın ermediği bu ve benzeri muameleler neticesinde, münafıklar da zamanla eriyip gitmişlerdir. Öyle ki, bildiğimiz kadarıyla, halifeler döneminde Medine-i Münevvere’de hiçbir münafık kalmamıştı.
Emanet ve İnandırıcılık
Dipnotlar
- 7 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.615 (Tahliler).