İçeriğe geç

Evet, O Şefkat ve Rahmet Peygamberi, sahip bulunduğu engin şefkatin gereği olarak herkese bağrını açmıştı. Meselâ, Buhârî’de geçen bir hadiste anlatıldığı üzere bir gün hasta olan bir Yahudi çocuğunu ziyarete gitmişti. Çocuk vefat etmek üzereyken Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelip çocuğun başına oturmuş ve ona iman telkininde bulunmuştu. Herhâlde çocuk rüşte ermişti ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz ondan Müslüman olmasını istiyordu. Allah Resûlü’nün bu teklifi üzerine çocuk babasının yüzüne bakmıştı. Bunun üzerine babası da çocuğuna: “Ebu’l-Kasım’ın dediğine uy!”4 diye tavsiyede bulunmuştu.

Başka bir zaman aklından zoru olan bir kadın Allah Resûlü’ne gelerek bir işini gördürmek istemişti. Ben, sahabe-i kiram efendilerimiz arasında bu kadından başka, aklından zoru olan birini tanımıyorum. İşte bu kadın, o sokak senin, bu sokak benim, İki Cihan Serveri’ni dolaştırmış ve sonunda da her ne işi varsa, onu yaptırmıştır.5 Hâlbuki Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtü vesselâm) ashabından birisine, “git şu işi yap” diyebilirdi veya yanına birisini alarak ona o işi yaptırabilirdi. Fakat gönüllere girme ve başkalarına güven ve emniyet telkin etme adına, O bizzat kendisi gitmişti.

Mir’ât-ı Muhammed’den Allah Görünür Daim

308