İçeriğe geç

Kur’ân-ı Kerim’de değişik yerlerde bu hususa işaret edilmiştir. Meselâ bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur: وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرٰۤى أٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَۤاءِ وَالْأَرْضِ“Eğer o ülkelerinahalisi iman edip takva dairesi içinde olsalardı, elbette Biz, üzerlerinegökten ve yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık.”10 Demek ki Cenâb-ı Hakk’ın, nimetlerini, başımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırması, O’na teveccüh etmemize bağlıdır.

Mâide sûresinde ise bu hakikate şöyle dikkat çekilir: وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْكِتَابِ أٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَكَفَّرْنَا عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأَدْخَلْنَاهُمْ جَنَّاتِ النَّعِيمِ“EğerEhl-i Kitap iman etse ve fesatçılıktan ve diğer fenalıklardansakınsalardı, elbette Biz onların kötülüklerini örter ve onları Naîm Cennetlerine yerleştirirdik.”11

En’âm sûresinde ise nimet verildiğinde küstahlaşan, verilmediği zaman ise hemen feryadı basıp –hâşâ– Cenâb-ı Hak’tan şikayete başlayan bozulmuş tabiat ve karakterler hakkında şöyle buyrulur: وَلَقَدْ أَرْسَلْنَۤا إِلٰۤى أُمَمٍ مِنْ قَبْلِكَ فَأَخَذْنَاهُمْبِالْبَأْسَۤاءِ وَالضَّرَّاءِلَعَلَّهُمْ يَتَضَرَّعُونَ“Senden önce de birtakım ümmetlere resûller gönderdik. (Dinlemediler.Bu sebeple biz de belâ ve musibetler karşısında) tazarru edipiçlerini döksünler, yalvarıp yakarsınlar diye onları çetin bir yoksulluk, hastalıkve sıkıntılarla cezalandırdık.”12

266