Onun cemiyet ve insanlık için fedakârlık ufkunu anlama adına fikir verecek bir hatırayı Vehbi Vakkasoğlu Bey’den dinlemiştim. Kendisi Necip Fazıl merhumu ziyarete gittiğinde ona Zübeyir Ağabey’den işittiği bir hatırayı naklediyor. Büyük Doğu dergisinin sıkıntılar yaşadığı, bir yayınlanıp bir yayınlanmadığı dönemlerden birinde yine parasızlıktan dolayı dergi basılamayacak gibi oluyor. Bu mevkûte o zaman için çok önemli bir misyon ifade ettiğinden Üstad Hazretleri ona İslâm’ın sesi ve soluğu olarak bakıyor. Fakir de gençlik yılları itibarıyla hatırlarım, Büyük Doğu o zaman için ufuk açıcı, yüreklendirici, inananların hâllerine tercüman olan, onların sıkıntılarını dile getiren önemli bir yayındı.
İşte Büyük Doğu’nun parasızlıktan dolayı basılamayacak olması Üstad Hazretleri’ne çok dokunuyor ve Zübeyir Ağabey’i çağırıp ona, “Zübeyir, Doğu çıkmayacakmış, mutlaka bir şey yapmamız lazım!” diyor. Zübeyir Abi de, “Üstadım, neyimiz var ki bir şey yapalım?” diye cevap veriyor. Bunun üzerine Üstad Hazretleri “Benim, kışın üzerime aldığım eski, yamalı bir yorganım vardı. Belki birisi bir değer atfeder de onu satın alır. Siz de elinize geçeni Doğu’ya gönderirsiniz!” diyor. İşte Hazreti Üstad o yorganı sattırıp bedelini dergiye gönderiyor. Vehbi Vakkasoğlu Beyefendi, “Bunu Üstad Necip Fazıl’a anlattığımda yüzünü pencereye çevirdi ve hıçkıra hıçkıra ağladı.” demişti.