İçeriğe geç

Fakat insan Erzurumluların ifadesiyle gırgıtsa, hep cimrice davranıyor, kendi rahatını milletinin ve mü’minlerin rahatının önünde tutuyor, insanların hakkını nazar-ı itibara almıyor, din-i mübîn-i İslâm’ı düşünmüyor ve bir türlü iç dünyasında bu olumsuz duyguları aşamıyorsa böyle bir insan Allah’tan mal mülk, servet u sâmân istememelidir. Yürekli davranmalı, kendinden emin olmadığını kabul etmeli ve “Allahım bana vereceğin ihsanlar, onların getirdiği rahat beni Senden uzaklaştıracaksa istemem onları. Bu zamana kadar benimle Senin arana girenleri de al!” diyebilmelidir. Çünkü kulluk bu ölçüde bir samimiyet ve sadakat ister.

Yamalı Yorgan

Burada konuyla alâkalı yönleriyle Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nden ve onun acz u fakr yaklaşımından da bahsetmek icap eder. Üstad Hazretleri, ilim ve dinin izzetini muhafaza etme, iman hizmetine halel getirmeme düşüncesiyle hep istiğna ruhuyla hareket etmiş ve çok fakirane bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. Bildiğiniz gibi Eşref Edip merhum onun bu hâlini Tarihçe-i Hayat’ta, “Kendisi bir çanak çorba, bir bardak su,bir lokma ekmekle teğaddî eder. Elbisesi pek basit ve fakiranedir.Temizliğe fevkalâde itina eder. Mâmelek namına dünyada hiçbir şeyi yok.Kendi için yaşamaz, cemiyet için yaşar.”10 ifadeleriyle anlatır. Zaten Hazreti Üstad, kendisi de, “tatmaya izin var, doymaya yok”11 diyerek dünyaya bakışını özetlemiş gibidir. Lâhikalara bakıldığında bu bakışın onun hayatındaki yansımalarını görmek mümkündür.

110