Cenâb-ı Allah milletimizin her ferdinin katkıda bulunacağı böyle bir dirilişe bizleri muvaffak kılsın. Bu iş, bir takım işidir. Her fert kendi şahsı itibarıyla başarılı olamayabilir, bazıları düşüp dökülebilir. Fakat biz “Yâ Rabbi! Bizimkini imece usulü kabul buyur!” deriz. İçimizden biri cesurdur; diğeri zekidir, aklını iyi kullanıyordur; bir başkasında adanmışlık ruhu aşkındır; öbürünün görüntü ve temsili iyidir… Bir araya gelir, el ele verir, nefislerimizi katıp karıştırırız.
Nasıl ki, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bazen az bir yiyeceği topluyor, mübarek ellerini onun üzerinde gezdiriyor ve o azıcık yiyecek yüzleri binleri doyuracak bir keyfiyet alıyor; birkaç insana ancak yetebilecek kadarlık bir yemekle binlerce insan doyuyordu. Biz de elimizde neyimiz varsa onu samimiyetle ortaya koyar, milletçe el ele verir ve ellerin en güzelinin bizim üzerimizde de gezmesini bekleriz. Cenâb-ı Hak da murad buyurursa bizim o beraberliğimize bir kutbiyet, bir gavsiyet ihsan eder. Dolayısıyla, bizim dirilişimiz bir takım çalışmasına vâbestedir.
Müslümanlığı Üstad’ın Bakışıyla Yeniden Okumak
Meselenin bir diğer yanı da şudur. Şimdilerde “Müslümanlığı bir kere daha okuyalım” deniliyor. Kanaatimce, Müslümanlık mutlaka yeniden okunmalı ve anlaşılmaya, yaşanmaya çalışılmalıdır; fakat onu okurken kullanılacak üslup çok önemlidir. Bu okuma mutlaka Üstad’ın ortaya koyduğu şekilde yapılmalıdır. Onun okuma tarzında şu husus çok önemlidir: Kur’ân-ı Kerim’in, muhtevâsı, mânâsı ve derinlikleriyle anlaşılması nasıl zarurî ise; tekvînî emirler diyeceğimiz kâinat kitabının veya kâinat meşherinin (sergisinin), en azından onun yeryüzü salonunun okunup anlaşılması da zarurîdir. O kâinat ki, Kur’ân-ı Kerim onların tercümesi, sözlü açıklayıcısı ve açık bir delili olmuştur. İşte Kur’ân ve kâinat iki kitaptır ve ikisi beraber okunmalıdır.31
Dipnotlar
- 31 Bediüzzaman, Sözler s.392 (Yirmi Beşinci Söz, Mukaddime, Birinci Cüz).