Namaz
Kalıplar Mânâları Taşıyıcı Olmalı
İnsanın, Rabbiyle münasebetinde asıl olan mânâdır, özdür, ruhtur. Fakat onları taşıyan da lafızlardır, şekillerdir, kalıplardır. Bundan dolayı, mutlaka o lafızlara, kalıplara da dikkat edilmelidir. Esas alınan mânâyı, mazmunu o kalıpların taşıması lazım. Dolayısıyla, kalıp ve şekillerin hiçbir mânâsı yok denilemez. Zâhirî ahkâm onlara bina edilir. Ne var ki, namaz vardır namazdan içeri, oruç vardır oruçtan içeri. Onun için buyurulur ki, قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَاَلَّذِينَ…“Mü’minler kurtuldu. O mü’minler ki…”1 Bu âyetteki ism-i mevsûlün sılası هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ2 şeklinde geliyor. Yani, “Onlar, her zaman namazlarında huşû içindedirler.”هُمْ يُصَلُّونَ“Onlar namaz kılarlar” denmiyor. Sebata ve devama işaret eden bir kalıp kullanılıyor. Yani, buyuruluyor ki; ne zaman olursa olsun namazda haşyet yaşayanlardır, huşû arayanlardır kurtulanlar.
Dipnotlar
- 1 Mü’minûn sûresi, 23/1.
- 2 Mü’minûn sûresi, 23/2.