Bir başka âyet-i kerimede “Ey iman edenler, Peygamber sizi, din ve dünyanız itibarıyla dirileceğiniz şeylere davet ettiğinde, Allah ve Resûlü’nün bu çağrısına icabet ediniz!”25 buyurulmaktadır. Beşerin gerçek hayata ulaşması, hayatı bütünüyle duyup tatması için Allah ve Resûlü’nden gelen çağrıya hemen uyulması emredilmiştir. Bu emir öyle hassas ve önemlidir ki; bir gün, sahabe efendilerimizden Ebû Said İbnü’l-Muallâ namaz kılıyorken Allah Resûlü onu çağırır. O da namaza başlamış olduğu için, devam etmesi gerektiğini ve namazı bitirdikten sonra Efendimiz’e “Lebbeyk Yâ Resûlallah!” diyebileceğini düşünür. Resûl-i Ekrem “Seni çağırdım, niye koşup gelmedin?” buyurunca sahabi efendimiz “Ya Resûlallah, namaz kılıyordum.” der. Peygamber Efendimiz “Sen Cenâb-ı Allah’ın اِسْتَجِيبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ“Sizi çağırdığında Allah ve Resûlü’nün bu çağrısına hemen icabet ediniz!”26emrini duymadın mı? Çağrıldığında namazı dahi kesip Peygambere icabet etmelisin.”27 der. İşte, mârufa sahip çıkmak ve nehye karşı cephe almak da peygamber çağrısına icabetin ifadesidir ve hem fert hem de cemiyet planında çok önemli bir mesele, farzlar ötesi bir farzdır.
Dipnotlar
- 25 Enfâl sûresi, 8/24.
- 26 Enfâl sûresi, 8/24.
- 27 Buhârî, tefsîru sûre (1) 1, (8) 2, (15) 3, fezâilü’l-Kur’ân 9; Tirmizî, fezâilü’l-Kur’ân 1.