İçeriğe geç

atmosfer arasındaki münasebet, arz tabakalarının kendi içinde suları muhafaza edecek mahiyetteki tanzimi sonra belli bir mîzân ve nizamla o suların dışarıya püskürtülmesi, bundan nehirlerin meydana gelmesi, bu nehirlerden de bağ ve bahçelerin sulanması sonra da bütün bu suların değişik zeminlerde buharlaşarak yeniden emre âmâde hâle gelmesi ihtar edilir ki; Kur’ân’da bu çizgide şeref-nüzul olmuş pek çok âyet vardır.

Toprağın, muhteva ve zenginlik itibarıyla özel ihtimama mazhariyeti ve hayatla şenlendirilmesi, hususiyle beşerî hayatla değerler üstü değerlere ulaştırılması yerküre ile ilgili hâdiselerin, hatta kâinatla alâkalı vak’aların en önemlilerinden biri sayılır. Günümüzde bu hususiyetler ve bu hususiyetlerin ihtiva ettiği hikmetli nizam, inayetli denge tam anlaşılamamış olsa da Allah ezelî fermanında bu hususiyetleri değişik buutlarıyla sürekli vurgular, bize ve diğer şuurlu canlılara engin ihsânlarını hatırlatır; düşünce dünyalarımızda varlığa, varlığın perde arkasına menfezler açar ve bizi inancın, itminanın ferahfezâ ikliminde gezdirir: “Allah, yeri enine boyuna döşeyip (dengeleyen) onda oturaklaşıp istikrara ulaşmış dağlar ve (çağlayan) ırmaklar meydana getiren.. yine değişik meyvelerden kendi aralarında çift çift yaratandır.. ve geceyi gündüze bürüyüp örten de O’dur. İşte bütün bunlarda düşünenler için ibretler vardır.”58

Kur’ân-ı Kerim’de yeryüzünün bu özelliklerini farklı üslûplarla ifade eden daha pek çok âyet göstermek mümkündür. Bu âyetlerin hemen hepsi, dünyanın insan hayatına elverişli hâle gelmesi için yeryüzünün sürekli bir değişim ve dönüşümden geçirildiğini göstermektedir ki bu uzun değişim ve dönüşüm sürecinin her merhalesini, Kudreti Sonsuz, bazen birbirinden farklı bazen de birbirinin aynı canlı türleriyle şenlendirmiş; ilim, irade ve hayat sıfatlarının değişik tecelli

569