isteyenler olabileceği gibi onu küçümseyenler, hafife alanlar, hatta yanlış bulanlar da çıkabilecektir. Bütün bunlara karşılık, biz de bir taraftan iradelerimizi, –ondaki şer eğilimlerinin kökünü kurutarak ve hayır meyillerini coşturarak– güçlendirmeye gayret edecek; diğer taraftan da her teşebbüsümüzü ihlâs eksenli götürmeye çalıştığımız aynı anda, plan ve projelerimizde de aklî ve mantıkî boşluklara meydan vermeme titizliğini göstereceğiz. Biz inanıyoruz ki hedefimiz Hak hoşnutluğu, yol azığımız da iman ve ihlâs olunca, Allah bizi, yol boyu inayet avanslarıyla şahlandıracak ve nerede olursak olalım, hep O’nun ekstra tecellîleriyle besleneceğiz.
Evet, gözlerimizi kapayıp Hakk’a kulluk neşvesi içinde, dünyanın dört bir yanına saçacağımız tohumlar, O’nun inayetiyle bir gün mutlaka hayata yürüyecek; hatta çürüyüp gittiğini zannettiklerimiz bile mevsimi gelince yediveren, yetmişveren başaklar gibi salınıp kendi tali’lerinin bestelerini mırıldanacaklardır.
Yürüyeceğiz istikbale –Allah’ın inayetiyle– iman, ilim atbaşı; düşünce, ibadet iç içe; sebeplere riayet ve tevekkül sarmaş dolaş; ümitlerimiz hareket kaynağı, sabır arkamızda koşturan bir yol arkadaşı; nikmetler aynı nimet, nimetler de beklentisiz gelen avanslar gibi her şeyin gerçek kaynağına itimat referansı…
Biz yürüyeceğiz; O da gözlerimizde öteler dalga boylu ziya tecellîleri, kulaklarımızda sözlerin en doğrusunu bulandırmadan alma yeteneği ve sinelerimizde hikmet televvünlü ilhamlarıyla bizi hep koruyup kollayacak ve yol yalnızlığına bırakmayacaktır. Elverir ki O’nunla aramızdaki Hâlık-mahlûk münasebetini bozmayalım ve O’nun iltifatlarını, ülfet ve sürekliliğin renkleri uçuran, tazelikleri solduran hazan esintili atmosferine terk etmeyelim.