İçeriğe geç

bir kez daha şahlandırıverse daha değişik bir çerçeveden kim bilir ne farklı sesler, sözler duyacak, ne göz kamaştıran renklerle karşılaşacak, ne büyüleyici güzelliklerin temâşâsıyla kendinden geçecek ve “Meğer serhat orası değilmiş de burasıymış.” diyecektir. Onunla da iktifa etmeyip bir kere daha gerilse ve görüp müşâhede ettiği şeylerde derinleşiverse, içine akan farklı mânâlar karşısında “Hayır hayır, her şey şu anda ulaştığım noktada mündemiçmiş.” diye mırıldanacak ve orasını her şeyi doğru görüp doğru okumanın son sınırı sayacaktır.

Allah’ın kelimâtı da cümleleri de o kelimât ve cümlelerden meydana gelen tekvînî ve teşriî kitapları da sonsuzdur, çok buudludur ve ihata edilemeyecek ölçüde bir muhtevaya sahiptir. Bu sonsuzluk, bu çokluk ve bu zenginlik istidatlara, gayretlere emanettir. “Herkesin istidadına vâbestedir âsâr-ı feyzi” ve herkesin teveccühü kadardır ruhundaki inkişafı...

547