İçeriğe geç

Bütün bunları şu hususu anlatabilmek için arz ediyorum: Burada, sıfat düşünmek biraz zor olacak, bedel ise hepten uzaktır. Bedel olsa ne olur, sıfat olsa ne olur? Bedelde mübdelün minh (kendisine bedel olunan kelime)’den ziyade ondan sonra gelen kelime kastediliyor. O zaman mânâ şöyle olur. –Sanki burada أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ kelimesi hiç kastedilmiyor.– Yani, “Allahım, bizi öyle bir yola hidayet et ki; o yol, mağdûbîn ve dâllînin yolu değildir.” Hâlbuki burada hükme esas teşkil edecek kelâm غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ değildir.

Bu iki cümle arasındaki münasebeti kurduktan sonra غَيْرِالْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ ’e geçmek istiyoruz:

d. Gazaba Uğratılmayanların Yolu

Gazap; öfkelenme, şiddet, hiddet gösterme ve hışımlanma demektir. Başlangıç itibarıyla ona; şiddet, hiddet, hışım gösterme denmez. Belki ondan bunların neticesi olan intikam alma veya bir belâ gönderme gibi fiiller kastolunur. Demek ki غَيْرِالْمَغْضُوبِ dediğimiz zaman, “Allah’ın belâsı başlarına gelmemiş ve Allah’ın intikamına mâruz kalmamışların yolu.” mânâsı anlatılmak isteniyor.

209