İçeriğe geç

Evvelâ: Ruhanî ve cismanî iradelerimizle dilediklerimizi bize vermiştir. Evet, biz bir ruh bir de cisimden oluşmaktayız. Bu cismanî ve ruhanî iradelerimizin tevfiki tamamen Allah’ın hidayetidir. Ruh ve cisim ayrı birer âlemdendir. Âdeta ruhun ayrı, cismin ayrı birer irade ve isteği ve ayrı birer temayüzleri vardır. Bu istek ve bu iradeyle insan, tamamen Allah’ın hidayetiyle bir araya gelmiştir. Ve insan huzur ve saadete gidecek yolu da ancak bunlarla kazanabilir. Allah insanın aklî kuvvetiyle tabiî kuvvetini birleştirip bütünleştirmekle hidayet etmiştir. Yoksa akıl tuğyan ederdi. Nice akıllı ve sağlam muhakemeli kimseler vardır ki bunlar, Allah, kitap tanımıyor ve Kur’ân karşısında Firavunluktan Firavunluğa giriyorlar. Allah’ın, akıllarını hidayete erdirdiği kimseler hakkındaki hidayet ise, aklı aradığına, hedefine ve sevdiğine ulaştırma şeklinde olmuştur. Ayrıca bizim, bir de tabiata dönük yönümüz, mânâ ve mahiyetimiz var. Allah (celle celâluhu) bunu da hedef ve aradığına ulaştırmış ve bizi bir ağaç, bir ot gibi yapmamıştır. Bu da Allah’ın ayrı bir hidayetidir.

Allah, hakkı bâtıldan ayırmak suretiyle de hidayet etmiştir. وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ2 âyeti bu hususu anlatıyor. Hak ve bâtıl, fesad ve salâh apaçık gösterilmiş ve her iki yolun gösterilmesiyle insana hidayette bulunulmuştur. Allah (celle celâluhu): لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا3 buyurmakta ve insanları kendi yoluna hidayet edeceğini söylemektedir. Kitap ve peygamberlerin gönderilmesi de hidayet şekillerindendir. إِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ4 âyetiyle وَجَعَلْنَاهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا5 gibi âyetler bize daha değişik hidayet vasıtalarının olduğunu anlatırlar.

178