İçeriğe geç

Onun içindir ki bütün vicdanıyla إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ diyen Resûller Sultanı Hz. Muhammed Mustafa’dır (sallallâhu aleyhi ve sellem). Ve bütün vicdanıyla اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ diyen yine O’dur. Evet, ulvî mahiyetiyle bu işe tam mazhar olan sadece ve sadece Allah Resûlü’dür. Sırat-ı müstakîm erbabı küçük meselelerden kızıp öfkelenmez. Ancak, vatanına, dinine, mukaddesatına saldırmalar karşısında da kayıtsız kalamaz. Bu denge bozulup alt üst olduğu zaman sırat-ı müstakîm erbabı ortadan kalkmış demektir. Bu durumda إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ diyen cemaat da yoktur. Cemaat gibi görünenler de kuru kalabalıktır. Ve öyleyse o cemaat مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ’e inanmamıştır ve nimetleriyle yeryüzünü sofra hâline getiren, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ı tanımıyor demektir. Dolayısıyla her şeyi terbiyeye doğru sevk eden Âlemlerin Rabbi’nden habersizdir. Netice olarak da onlar, üzerlerinde Allah’ın gözetleyici olduğuna inanıyor sayılmazlar… Evet, sırasıyla ve tek kelime gibi, Fatiha sûresinin içinde zincirleme olarak bütün bunları rahatlıkla takip edebiliriz…

192