اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ kudsî cümlesini candan ve gönülden söylemek ve buna devam etmek, bize öldükten sonra dirilmeyi de hatırlatır. Zira devam etmeyen nimet, nimet değil nikmettir. Nikmet ise, insandaki dostluk ve muhabbet duygularını düşmanlık ve nefrete dönüştürür. Dünyada kendisini bunca nimetleriyle tanıtan, sevdiren bir Rahmeti Sonsuz, bu dünyada kendisine hamdettirirken, nimet ve rahmetini kesmek suretiyle, edilmekte olan hamde bir son verdirmeyecektir. Aksine, ebedî bir hayatta, insanlara ebedî olarak hamdettirecektir. İnsanlar hamdederek yaşıyor ve ahirette hamdederek yeniden dirilecek ve mü’minler meleklerin teşrifatçılığı ile Cennet’e girdiklerinde, اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي صَدَقَنَا وَعْدَهُ diyerek vaadinde duran ve kendilerine Cennet’i bahşeden Rablerine hamdedeceklerdir.28
Demek oluyor ki, bu kudsî ve mübarek cümle, Kur’ân’ın esas gaye ve hedefi olan dört ana meseleyi öz olarak içinde sakladığı gibi, imanın bütün rükünlerini ve ibadetin bütün çeşitlerini de ihtiva etmektedir. Hakikî hamd mademki, Cennet’te devam edecektir. O hâlde Cennet’e ehil hâle gelmek dünyada hamdetmek ile mümkün olacaktır. Ve insanı Cennet’e ehil hâle getiren de ancak ibadet ve takvadır ki, bu hususlar Kur’ân’da detaylarıyla anlatılmıştır. Dolayısıyla hakikî olarak اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ demek, bütün Kur’ân’ı kendine rehber edinmek ve bütünüyle İslâm’ı yaşamakla olacaktır.
g. “el-Âlemîn” Kelimesi
İstidradî (antrparantez) bir aradan sonra, şimdi de اَلْعَالَمِينَ kelimesi üzerinde duralım. رَبِّ kelimesine yukarıda bir nebze temas etmiştik. Mevzuun sonunda bu iki kelimeyi yine değişik bir açıdan tahlil edeceğiz.
Dipnotlar
- 28 Bkz.: Zümer sûresi, 39/74.