اَللّٰهُ kelimesinin altında “Mâbud”, her şeyin kendisine inkıyat ettiği, ‘münkâdun ileyh’, sığınılan, kendisine dayanılıp iltica edilen, azameti karşısında hayranlık ve şaşkınlık duyulan ve kendisine itimat edilip güvenilen mânâları vardır. Demek oluyor ki “Elhamdülillâh” denildiğinde, kendisine dayanılan, hayrette kalındığı zaman kendisine iltica edilen ve muhtaç olunduğu zaman kendisine el açılan ve sadece kendisine ibadet edilen bir Mâbud mânâsı kastedildiği gibi, O’nun dışındakileri mâbudiyetten azletme mânâsı da kastedilmektedir.
Yine “Elhamdülillâh” denildiğinde Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz tasarrufu, kemalde güzelliği karşısında bir hayret ve şaşkınlık ve bundan ötürü bir secde; Cemal’i karşısında mest ve sermest kendinden geçme ve kendini boynu tasmalı, ayağı prangalı bir köle ve kul görme mânâsı da düşünülmektedir. Hamd ve lafz-ı Celâle’nin baktığı bu büyük mânânın tercümanı ise لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ ’tır. Bütün kevnî hakikatler لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ ’ta mündemiçtir. Bu kudsî cümleyle mü’min kâfirden, müslim mülhidden, Allah’a tam teslim olmuş kişi zındıktan, muhlis münafıktan ayrılır. Âdeta لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ bir alâmet ve bir nişandır. Onunla bir zümre diğer zümreden farkedilir.