İçeriğe geç

Derken, fırsatçılar ve bulanık devirlerin karanlık avcıları bunu ganimet bilmiş ve işçinin istismar edilmesini, alın teriyle kazandığı şeyi bulamayışını, hatta onun yeraltı madenlerinde çalışmasını bir tuzak ve bir malzeme olarak kullanmışlardır. İtidal getirecekleri yerlerde, ifrata karşı tefritle karşı çıkmışlardır ki, yığınlar bir badireden sıyrılayım derken başka bir gaileye maruz kalmışlardır.

b. Komünizm Kapitalizmin Ürünüdür

19. asır, Batı için bir yükselme asrı olarak görülse de, bilhassa mânevî ve ahlâkî açıdan onun için tam bir çöküş asrıdır. Nitekim, Batılı sosyologlar, 20. asrın başında Batının çöküşü üzerine kitaplar yazmış ve bu hususu önemle belirtmişlerdir. İhtimal ileride bu konuyu etraflıca inceleyecek olanlar, Batının çöküşünü ta 19. asırdan başlatacaklardır.

Sanayi İnkılâbı, piyasayı ve üretim kaynaklarını ya saraya ya da kiliseye mensup küçük bir azınlığın eline vermiştir. Bu üretici sınıf, insanların % 98’ini âdeta köleleştirmiş, onları prangaya vurmuş ve onları sırtlarından geçinilen halâik hâline getirmiştir.

İslâm, bir Hızır gibi böyle bir zamanda Batının imdadına yetişme konumundaydı. Ne var ki, sanayi şoku, belki Batılı kitlelerden daha çok bizim zavallı aydınımızı çarpmıştı.

Batıyı uzaktan seyreden okumuşumuz, onu yakından tanımak için Paris’e, Londra’ya gittiğinde, bu defa dininden, imanından oluyor ve gelip kendi ülkesine, kendi idaresine tosluyordu.

Bin bir bunalım içinde, Batının sanayi üstünlüğü büyüsüne kapılan bu müstağrib (Batılılaşmış ve kendi toplumuna yabancılaşmış) sınıf artık İslâm’a inanmıyordu ki onu Batının bunalımlarına çare diye takdim edebilsin. Zaten o esnada, İslâm’ı temsil mevkiinde bulunan medrese de tekye (tekke) de artık fonksiyonunu ifa edemez olmuştu.

163