Gerçek Müslüman ve Muhacir

Herkul | . | HERKULDEN BIR DEMET HADIS

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللَّهُ

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ

 * * *

Allah Resûlü’nün,

kendisine “Yaz, bu ağızdan doğrudan başkası çıkmaz.” buyurduğu,

Sahîfe-i Sâdıka sahibi Hz. Abdullah b. Amr (radıyallahü anh),

Kainatın Medar-ı Fahri Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem)

şöyle buyurduğunu naklediyor:

“Gerçek müslüman, elinden ve dilinden diğer müslümanların emniyet ve selamette olduğu kimsedir.

Hakiki muhacir de Allah’ın yasakladıklarından uzaklaşıp

Allah’ın hoşnut olduğu şeylere hicret edendir.”

(Sahih-i Buhari; Sahih-i Müslim; Müsned-i Ahmed b. Hanbel)

 

Gerçek Müslüman ve Muhacir

Hakiki müslüman, yeryüzünde güven ve emniyeti temsil eden, en yakın çevresindeki müslümanlardan başlayarak bütün insanlara karşı güzel ahlakla davranan kimsedir. En büyük muhacir de günahları terk edip rıza iklimine, Allah sevgisine yelken açan mü’mindir.

Konuyla ilgili olarak Sünen-i Tirmizi’de geçen bir hadis-i şerif şu meâldedir: “Gerçek mü’min ta’n etmez, incitici sözlerle insanları yaralamaz, lanet okumaz, insanlara kaba ve sert davranmaz, edebe muhalif davranış sergilemez.” Diğer bir hadiste ise meâlen “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse gerçek bir müslüman değildir.” buyrulmuştur. Bu hadis-i şeriflerden anlaşıldığı üzere gerçek müslüman din, dil, ırk, vb. ayrımı yapmaksızın diğer bütün insanlara karşı iyilik, mürüvvet ve güzel ahlakla davranan kimsedir.

Allah Rasülü’nün (aleyhissalâtü vesselâm) daha peygamber olmadan önce Mekkeliler tarafından “Muhammedül-Emin” (güvenilir Muhammed) olarak kabul edilmesi, insanların bir yolculuğa gidecekleri zaman aile efradlarını ve mallarını Efendimiz’e (salallahü aleyhi vesellem) emanet etmeleri konumuza en güzel misallerdir. Yine, Kabe’nin onarımı esnasında sıra Hacerül-Esad’ın yerine konulmasına gelindiğinde bu şerefe ulaşmak isteyen Mekkeliler neredeyse savaşa tutuşacakken, Kabe’ye doğru ilk geleni hakem kabul edip de ilk yaklaşanın Allah Rasülü olduğunu görünce hepsinin sevinip rahatlamaları bu konuda unutulmaz bir örnektir.

 Allah dostlarından Malik b. Dinar gibi büyük zâtlar ve daha pek çok hakiki mü’min de, başka din mensubu bazı komşularından yıllarca eziyet gördükleri halde hep sabreder ve kötülüklere iyilikle karşılık verirler. Yıllar sonra da olsa insafa gelen bu kimseler, müslüman komşularının güzel ahlakından etkilenerek İslam’la tanışırlar.

Hakiki bir müslüman, insanları gıybet etmediği, onların arkasından söz taşımadığı, iftira ve karalamalarda bulunmadığı gibi, bunları yapan kimselere karşı da usulünce muamelede bulunur; gıybet, insanları çekiştirme ve iftira gibi kötü ahlaka yol vermez. Ona herkes rahatlıkla güvenir ve sırtını dönebilir çünkü bilir ki ondan kendisine ulaşacak olan şey sadece iyiliktir. O hatıra geldiğinde insanlar rahatlar ve emniyet içinde derin bir nefes alırlar.

Bugün insanlar İslamiyet’i terörle aynı çizgide görüyorsa bu yalnızca onu kötüye kullanan intihar bombacılarının ve İslamiyet’i olduğundan farklı gösteren art niyetlilerin hatası değil, ayrıca onu hakkıyla temsil edemeyip onun güzelliklerini dünyanın dört bir tarafına ulaştıramayan bizlerin eksikliğidir. Bu problemin çözümü de tek tek her bir müslümanın gerçek İslam ahlakını yani Kur’an ve peygamber ahlakını elinden geldiğince yaşamaya çalışmasıdır.

İslam’ın güzelliklerini dünyanın dört bir yanına duyurma ve insanların onun getirdiği hayır ve güzelliklerden istifade etmesi uğrunda arzın en ücra köşelerine kadar gitmeye hicret ve bu kutlu işi yapanlara da muhacir denmektedir. Allah rızası uğrunda nice zorluklara göğüs gererek sancılı fakat sıkıntısı ölçüsünde de hayırlı ve faziletli bu peygamber sünnetini yerine getirmeye çalışanlara hadis-i şerifte altın bir ölçü sunulmaktadır. Hakiki muhacir yalnızca maddi mesafeleri kat eden kimse değildir. Gerçek hicret eri Allah’ın hoşnut olmadığı sevimsiz sıfatlardan, ahlak-ı zemimeden ve günah zeminlerinden uzaklaşıp Allah’a yakınlık yollarına koyulan ve Kur’an ahlakını en güzel şekilde yaşamaya çalışan emniyet ve selamet kahramanıdır.

اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلٰى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُسْلِمِينَ والْمُهَاجِرِينْ

وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينْ

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ

 وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Tags: , , , , ,