Ey benimle beraber bu hikâyeyi dinleyen arkadaş! Elbette anladın ki, o şanlı hükümdar, bu sarayı, şu bahsedilen maksatlar için yapmıştır. Şu maksatların meydana gelmesi ise iki şeye bağlıdır:
Birincisi: Şu gördüğümüz ve nutkunu işittiğimiz üstadın varlığıdır. Çünkü o olmazsa, bütün maksatlar beyhude hale gelir. Anlaşılmaz bir kitap, onu izah edecek biri yoksa mânâsız bir kâğıttan ibaret kalır.
İkincisi: Ahalinin, o üstadın sözünü dinleyip kabul etmesidir.
Demek, üstadın varlığı sarayın varlık sebebidir. Ve ahalinin onu dinlemesi, sarayın bekâsına sebeptir. Öyleyse denilebilir ki, o üstad olmasaydı, o şanı yüce sultan şu sarayı yapmazdı. Ve yine denilebilir ki, ahali o üstadın emirlerini dinlemediği vakit, elbette o saray yıkılıp değiştirilecektir.
Ey arkadaş! Hikâye burada bitti. Eğer şu temsilin sırrını anladıysan bak, hakikatin yüzünü de gör:
İşte o saray, şu âlemdir ki, tavanı, tebessüm eden yıldızlarla nurlandırılmış gökyüzü; zemini ise doğudan batıya çeşit çeşit, renk renk çiçeklerle süslenmiş yeryüzüdür. O sarayın sahibi, ezel ve ebed sultanı olan bir Zât-ı Mukaddes’tir; yedi kat gökler, yeryüzü ve içlerindeki her şey, kendilerine has dillerle O’nu takdis ve tesbih ediyor. O öyle bir Melik-i Kadir’dir ki, gökleri ve yeri altı günde yaratarak arş-ı rubûbiyetinde duran, gece ile gündüzü siyah-beyaz iki hat gibi birbiri ardınca döndürüp kâinat sayfasında ayetlerini yazan; güneşi, ayı ve yıldızları emrine amade kılan haşmet ve kudret sahibidir. O sarayın daireleri ise şu on sekiz bin âlemdir; her biri kendine lâyık bir tarzda süslenmiş ve düzene koyulmuştur. İşte o sarayda gördüğün hayret verici sanatlar, ilahî kudretin bu âlemde görünen mucizeleridir. Orada gördüğün yiyecekler, ilahî rahmetin bu âlemde, hele yaz mevsiminde, hele Barla bahçelerindeki harika meyvelerine işarettir. Oradaki ocak
Dipnotlar
- Bkz. Sâffât sûresi, 37/6; Fussilet sûresi, 41/12; Mülk sûresi, 67/5.
- Bkz. Kehf sûresi, 18/7; Rûm sûresi, 30/50.
- Bkz. Ra’d sûresi, 13/15; İsrâ sûresi, 17/44; Nahl sûresi, 16/49; Hac sûresi, 22/18.
- Bkz. A’râf sûresi, 7/54; Yûnus sûresi, 10/3; Hûd sûresi, 11/7; Furkan sûresi, 25/59.
- Bkz. Bakara sûresi, 2/164; Âl-i İmran sûresi, 3/27, 190; A’râf sûresi, 7/54.
- Bkz. A’râf sûresi, 7/54; Ra’d sûresi, 13/2; İbrahim sûresi, 14/33; Nahl sûresi, 16/12.
- Fâtiha sûresindeki “Âlemlerin Rabbi” ifadesindeki “âlemler”in on sekiz bin âlem olduğuna dair Bkz. et-Taberî, Câmiu’l-Beyân 1/63; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 2/219; İbni Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân 1/24, 25.