Bu bahis münasebetiyle Münacât risalesinin sonundaki, “ahiret gününe iman” esasına, öteki iman esaslarının, özellikle “peygamberlerin” ve “mukaddes kitapların” şahitliğini, bir yakarış suretinde ifade eden pek kuvvetli, özlü ve bütün şüpheleri ortadan kaldıran bir haşir delilini buraya alıyoruz. Münacât’ta şöyle denilmişti:
Ey Rabb-i Rahîmim! Resûl-u Ekrem’inin (aleyhissalâtü vesselam) rehberliği ve Kur’an-ı Hakîm’in dersiyle anladım ki: Başta Kur’an ve Resûl-u Ekrem olmak üzere bütün mukaddes kitaplar ve peygamberler, bu dünyada, her tarafta numuneleri görülen celâl ve cemâl cilvesi taşıyan isimlerinin tecellilerinin ebedî âlemde daha parlak bir şekilde devam edeceğini gösterirler. Bu fâni âlemde rahîmane cilveleri, misalleri görülen ihsanların o saadet yurdunda daha şaşaalı bir tarzda süreceğine, bu kısa dünya hayatında o numuneleri zevkle seyredenlerin ve onlara muhabbetle eşlik edip arzu duyanların, ebedî âlemde de beraber olacaklarına icma ve ittifakla şahitlik ve işaret ederler.
Yüzlerce açık mucizesiyle Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ve şüphesiz ayetleriyle Kur’an-ı Hakîm başta olmak üzere nuranî ruh sahipleri olan bütün peygamberler, nurlu kalblerin kutubları olan veliler, keskin ve aydınlanmış akılların madenleri olan sıddıklar ve bütün semavî suhuf ile mukaddes kitaplar da senin çok tekrar ettiğin binlerce vaadine ve tehdidine; kudret, rahmet, inayet, hikmet, celâl ve cemâl gibi ahireti gerekli kılan kutsî sıfatlarına, icraatına, celâlinin izzetine ve rubûbiyetinin saltanatına; ahiretin izlerini ve haberlerini bildiren hadsiz keşiflerine, müşahedelerine ve ilmelyakîn, aynelyakîn derecesindeki imanlarına dayanarak insanlara ebedî saadeti müjdeliyorlar. Dalâlet ehli için cehennemin, hidayet yolundakiler için ise cennetin bulunduğunu haber veriyor, buna kuvvetli bir imanla şehadet ediyorlar.
Ey Kadîr-i Hakîm! Ey Rahman-ı Rahîm! Ey sözünde mutlaka duran sonsuz kerem sahibi! Ey izzet, büyüklük ve celâl
sahibi Kahhâr-ı Zülcelâl!..
Sen, bunca sadık dostunu, vaadini, sıfat ve icraatını yalancı çıkarmaktan; rubûbiyet saltanatının şüphesiz gereklerini yalanlayıp
Dipnotlar
- İlmelyakîn: Kesin bilgiye dayanarak, ilim yoluyla şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilmek.
- Aynelyakîn: Gözüyle görmüş derecede kesin bir şekilde bilmek.