İkinci Nükte: Kur’an-ı Hakîm’deki ، وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاوَالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ gibi yeminlerde bulunan mühim bir hikmeti beyan eder.
Üçüncü Nükte: Sûrelerin başındaki ilahî birer şifre olan ‘hurûf-u mukatta’aya dairdir.
Dördüncü Nükte: Kur’an-ı Hakîm’in hakiki tercümesi mümkün olmadığından ve manevî i’cazındaki yüce üslûp tercümeye gelmediğinden, mühim bir beyanla Kur’an’ın üslûbundaki bir i’caz parıltısını gösterir.
Beşinci Nükte: اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ cümlesinin ifade ettiği mânânın en kısasının bir satır kadar olduğunu ve hakiki tercümesinin mümkün olmadığını anlatır.
Altıncı Nükte:إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ’deki birinci çoğul mânâsını ifade eden “nûn” harfine dair mühim bir sırrı, nurlu bir hal ve hakikatli bir hayal içinde beyan eder.
Yedinci Nükte:اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَصِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ayetlerinin mühim ve nuranî sırrının beyanında, bid’atlar çıkarmanın icadının ne kadar çirkin ve zararlı olduğunu gösterir.
Sekizinci Nükte: İslam şeairinin amme hukuku hükmünde olduğuna dair mühim bir sırrı bildirir.
Dokuzuncu Nükte: Şeriata dair meselelerin “taabbüdî” (sırf emrolunduğu için yapılan) ve “mâkulü’l-mana” (hikmeti akılla kavranabilen) diye iki kısım olduğunu; taabbüdî kısmın, hikmet ve maslahatların farklılaşsa da değişmemesinin sırrını beyan eder. Ve ezanın faydasının yalnız bir köy ahalisini namaza davet etmek değil, belki kâinat sarayında mevcudata karşı bütün mahlûklar namına tevhidi ilan etmek olduğunu bildirir.
Dipnotlar
- “Yemin olsun İncir’e ve Zeytin’e.” (Tîn sûresi, 95/1)
- “Güneş ve onun aydınlığı hakkı için.” (Şems sûresi, 91/1)
- “Bütün hamdler, övgüler Allah’adır.” (Fâtiha sûresi, 1/2; En’âm sûresi, 6/1; A’râf sûresi, 7/43; Yûnus sûresi, 10/10; İbrahim sûresi, 14/39; Nahl sûresi, 16/75; …)
- “(Haydi öyleyse deyiniz): Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.” (Fâtiha sûresi, 1/5)
- “Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet!” (Fâtiha sûresi, 1/6-7)