İkinci Soru: “Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) zamanındaki savaşların mahiyeti nedir? O savaşlarda ölen ve öldürenlere ne isim verilir?” sorusuna gayet mühim ve merak uyandıran, düşündürücü bir cevap verilmiş.
Üçüncü Soru: “Âl-i Beyt’in başına gelen feci ve gaddarca muamelenin hikmeti nedir?” Bu soruya gayet mühim bir cevap veriliyor.
Dördüncü Soru: “Ahirzamanda Hazreti İsa’nın (aleyhisselam) gökten ineceği, deccalı öldüreceği, insanların umumiyetle hak dini kabul edeceği ve kıyamet vaktinde ‘Allah Allah’ diyen bulunmayacağı rivayet ediliyor. Böyle umumiyetle imana geldikten sonra nasıl küfre gidilir?” sorusuna merak uyandıran, hakiki ve mühim bir cevap veriliyor.
Beşinci Soru: “Kıyamet hadiseleri ölmüş insanların ruhlarına tesir edecek mi?” sorusunun cevabında mühim bir hakikat beyan ediliyor.
Altıncı Soru: “كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ ayetinin hükmü ahireti, cennet ve cehennem ile oradakileri de içine alıyor mu?” sorusuna gayet mühim, düşündürücü ve kuvvetli bir cevap veriliyor. Şu soruları merak edenlere bu risale büyük bir iksirdir.
On Altıncı Mektup
اَلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًاۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
ayetinin bir sırrını, başıma gelen bir hadise münasebetiyle “Beş Nokta” ile tefsir ediyor.
Birinci Nokta: Hak ve hakikat olan Kur’an hizmetinin, bu zamanda çoğu yalancılıktan ibaret, bid’at ve dalâlet olan siyasetten beni kesinlikle men ettiğine dairdir.
İkinci Nokta: Ebedî hayata ciddi çalışmak ve zararsız, dosdoğru
Dipnotlar
- Bkz. Buhârî, enbiyâ 49; Müslim, îmân 155, fiten 34.
- Bkz. Buhârî, enbiyâ 49; Müslim, îmân 244-246; Ebû Dâvûd, melâhim 13; Tirmizî, fiten 62.
- Bkz. Müslim, îmân 234; Tirmizî, fiten 35; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/107, 201, 268.
- “O’nun Vechi (Zâtı ve rızası) dışında her şey yok olup gitmeye mahkûmdur.” (Kasas sûresi, 28/88)
- “Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, ‘Düşmanlarınız olan insanlar size karşı ordu hazırladılar, aman onlardan kendinizi koruyun!’ dediklerinde, bu tehdit onların imanlarını artırmış ve ‘Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!’ demişlerdir.” (Âl-i İmran sûresi, 3/173)