Hem dünya hayatını mutlu geçirmenin çaresinin, ahiret için verilen şiddetli hisleri dünyanın fâni işlerine sarf etmemek olduğunu.. aşkın mecazî ve hakiki iki türü bulunduğu gibi; hırs, inat ve istikbal endişesi misali şiddetli hislerin de mecazî ve hakiki olmak üzere ikişer kısmı bulunduğunu.. mecazî hislerin gayet zararlı ve kötü ahlâka sebep; hakikilerin ise gayet faydalı ve güzel ahlâka vesile olduğunu ispatlar.
Hem İslam ile imanın mühim bir farkını bildirir. Yani İslamiyet hakka tarafgirlik ve teslim olma, boyun eğme; iman ise hakkı kabul ve tasdiktir. Yirmi sene önce dinsiz bir Müslüman bulunduğu gibi, şimdi de âdeta gayrimüslim müminler var göründüğünü gösterir.
Hem Risale-i Nur eczalarının ne derece şiddetli bir şekilde İslamiyet’e tarafgirlik hissi verdiğini, iman esaslarını ne kadar kuvvetli ve kesin ispat ettiğini bildirir.
Onuncu Mektup
İki Sorunun Cevabıdır.
Birincisi:
لَا يَعْزُبُ عَنْهُ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ وَلٓا أَصْغَرُ مِنْ ذٰلِكَ وَلٓا أَكْبَ رُ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ، وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ فِۤي إِمَامٍ مُبِينٍ
ayetlerinin bir sırrını tefsir eder. “İmam-ı Mübîn” ve “Kitab-ı Mübîn”in neden ibaret olduğunu bildirir.
İkincisi: “Haşir meydanı nerededir?” sorusuna gayet akla uygun, mühim ve parlak bir cevap verir.
On Birinci Mektup
Dört ayrı bahistir. Bu dört mesele birbirinden uzak olduğundan, bu mektup perişan görünüyor. Bu perişan mektup münasebetiyle kardeşlerimi ihtar ediyorum ki:
Bu küçük mektupları hususi bir surette, hususi bazı kardeşlerime yazmıştım. Büyük mektuplar meydana çıktıktan sonra küçüklerin de herkese gösterilmesi lâzım geldi. Halbuki intizamsız, karışık bir
Dipnotlar
- “O (gaybı bilen) öyle bir zattır ki, O’nun ilminden göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile kaçamaz. Zerreden daha küçük ve daha büyük hiçbir şey yoktur ki her şeyi açıklayan Kitap’ta (Levh-i Mahfûz’da) bulunmasın.” (Sebe sûresi, 34/3)
- “Velhasıl her bir şeyi apaçık bir Kitap’ta sayıp döken Biziz.” (Yâsîn sûresi, 36/12)