İçeriğe geç

نَفْسِكَ ayeti,

Dördüncü hatveye ise كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلاَّ وَجْهَهُ ayeti işaret ediyor. Bu dört hatvenin kısaca izahı şudur:

Birinci “hatve”de:

فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ ayetinin işaret ettiği gibi, nefsi temize çıkarmamak... Çünkü insan, yaradılışı gereği nefsini sever. Hatta önce ve bizzat, yalnız onu sever, her şeyi nefsine feda eder. Nefsini ibadete lâyıkmış gibi metheder, ayıplardan uzak görüp temize çıkarır. Elden geldiğince kusurları kendine yakıştırmaz ve kabul etmez. Nefsini taparcasına, şiddetle savunur. Hatta fıtratına konulmuş, Hakiki Mabud’u hamd ve tesbih etmesi için kendisine verilmiş donanım ve kabiliyetleri nefsi için kullanarak مَنِ اتَّخَذَ إِلٰهَهُ هَوٰيهُ ayetinin tehdidine muhatap olur. Sadece kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir.

İşte bu mertebede nefsin asıl temizliği, onu temize çıkarmamaktır. İkinci “hatve”de:

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللّٰهَ فَأَنْسٰيهُمْ أَنْفُسَهُمْ ayetinin ders verdiği gibi, insan kendini unutmuş, kendinden haberi yok. Ölümü bile başkasına yakıştırır. Fâniliği ve yokluğu görse üstüne alınmaz. Zahmet ve hizmet sırasında nefsini unutmak, ücret alma ve lezzetlerden istifade etme vaktinde ise kendini düşünmek, şiddetle savunmak, çok mühim görmek nefs-i emmarenin gereğidir.

Nefsin bu makamdaki temizliği, arınması, terbiyesi şu halin zıddıyla mümkündür. Yani, nefsi unutmak gerektiği yerde unutup, hatırlamak lâzım geldiğinde hatırlamak; nefsi haz ve ihtiraslarda unutmak, ölümde ve hizmette ise düşünmek...

Üçüncü “hatve”de:

582