korku ve yalnızlık hissi veren bu yerde de çoktur. Ben yalnız değilim, korkmak mânâsızdır.” diyerek imanlı bir hayattan dostça bir zevk alır. Hayat saadetinin mânâsını anlar, Allah’a şükreder.
Üçüncü Telvih
Velâyet bir peygamberlik delilidir, tarikat ise şeriata bir delildir. Çünkü velâyet peygamberliğin tebliğ ettiği iman hakikatlerini, bir nevi kalbî şuhûd ve ruhanî zevk ile aynelyakîn derecesinde görür, tasdik eder. Onun tasdiki, peygamberliğin doğruluğuna kesin bir delildir. Tarikat; zevkiyle, keşfiyle, ondan istifadeyle ve feyiz almakla şeriatın ders verdiği hükümlerin hak olduğuna ve Hak’tan geldiğine apaçık bir delildir. Evet, nasıl ki velâyet ve tarikat, peygamberlik ve şeriatın delilidir; aynen öyle de İslamiyet’in bir kemâl sırrı, nurlar kaynağı, insanlığın İslamiyet sırrıyla bir yükselme madeni ve bir feyiz membaıdır.
İşte şu büyük sırrın bu derece önemiyle beraber, hak yoldan sapan bazı topluluklar onu inkâr yoluna gitmiş. Kendileri mahrum kaldıkları o nurlardan başkalarının da mahrumiyetine sebep olmuşlar. En üzücüsü şudur ki: Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in sadece görünen mânâlara bağlı kalan bir kısım âlimleri ve Ehl-i Sünnet ve Cemaat’e mensup bir kısım gafil siyasetçiler, tarikat ehlinin içinde gördükleri bazı sûiistimalleri ve hataları bahane ederek o büyük hazineyi kapatmak, belki tahrip etmek ve bir nevi âb-ı hayat dağıtan o kevser kaynağını kurutmak için çalışıyorlar.
Halbuki kusursuz ve her yönü hayırlı olan şeyler, meşrepler, yollar az bulunur. İster istemez bazı kusurlar ve sûiistimaller olacak. Çünkü ehil olmayanlar bir işe girerse elbette onu sûiistimal ederler. Fakat Cenâb-ı Hak ahirette amellerden hesaba çekme düsturuyla, rabbanî adaletini sevap-günah dengesiyle gösteriyor. Yani sevaplar üstün ve ağır gelirse mükâfatlandırır, kabul eder; günahlar üstün gelirse cezalandırır, reddeder. Günah-sevap dengesi niceliğe değil keyfiyete bakar. Bazen olur, bir tek sevap bin günaha üstün gelir, onları affettirir.
Dipnotlar
- Şahit olma, görme.
- Aynelyakîn: Gözüyle görmüş derecede kesin şekilde bilmek.