Kur’an’ın kalesindeyiz. حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ayeti etrafımızda sağlam bir surdur. Binlerce ihtimalden bir ihtimal ile şu kısa, fâni hayata küçük bir zarar gelir korkusundan, bizi irademizle ebedî hayatımıza yüzde yüz binlerce zarar verecek bir yola sevk edemezsiniz!”
Ve deyiniz ki: “Acaba Kur’an hizmetinde arkadaşımız, o kutsî hizmetin idaresinde üstadımız ve ustabaşımız olan Said Nursî’nin yüzünden, bizim gibi hak yolunda ona dost hak ehlinden kim zarar görmüş? Ve onun has talebelerinden kim belâya uğramış ki biz de uğrayacağız ve bu ihtimalden dolayı telaş edeceğiz? Bu kardeşimizin binlerce ahiret dostu ve kardeşi var. Yirmi otuz senedir toplum hayatına tesirli bir şekilde karıştığı halde, onun yüzünden bir kardeşinin zarar gördüğünü işitmedik. Bilhassa o zaman elinde siyaset topuzu vardı. Şimdi o topuz yerine hakikat nuru var. Eskiden, 31 Mart hadisesinde gerçi onu da karıştırdılar, bazı dostlarını da ezdiler. Fakat sonra anlaşıldı ki, mesele başkaları tarafından çıkarılmış. Dostları onun yüzünden değil, onun düşmanları yüzünden belâ çektiler. Hem o zaman çok dostunu da kurtardı. Bundan dolayı, bin değil binlerce ihtimalden bir tek tehlike ihtimalinin verdiği korkuyla ebedî bir hazineyi elimizden kaçıracağımız, sizin gibi şeytanların aklından bile geçmemeli!”
Böyle deyip dalâlet ehlinin dalkavuklarının ağzına vurarak onları kovmalısınız.
Hem o dalkavuklara deyiniz ki: “Yüz binlerce ihtimalden bir ihtimal değil, yüzde yüz ihtimalle bir helâk gelse dahi zerre kadar aklımız varsa korkup, onu bırakıp kaçmayacağız!” Çünkü tekrar tekrar tecrübelerle görülmüş ve görülüyor ki, gelen belâ ilk önce tehlike zamanında büyük kardeşine veyahut üstadına ihanet edenlerin başında patlar. Hem onlara merhametsizce ceza verilmiş ve alçak gözüyle bakılmıştır. Onların hem bedeni hem de mânen zillet içinde ruhu ölmüştür. Onlara ceza verenler kalblerinde bir merhamet hissetmez, çünkü şöyle derler: ‘Bunlar madem kendilerine sadık ve şefkatli üstadlarına karşı hain çıktılar, elbette çok alçaktırlar, merhamete değil aşağılanmaya lâyıktırlar.’”
Madem hakikat budur. Ve madem zalim, vicdansız bir adam birini yere atıp ayağıyla onun başını kesinlikle ezecek şekilde davransa, yerdeki kişi eğer o vahşi zalimin ayağını öpse o zillet yüzünden kalbi
Dipnotlar
- “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!” (Âl-i İmran sûresi, 3/173)