İçeriğe geç

İkinci Olarak: Mektubunuzda “Sadece لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ demek yeter mi? Yani bir insan مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ demezse kurtulabilir mi?” diye, başka bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Şimdi yalnız şu kadarını deriz ki:

Kelime-i şehadetin iki cümlesi birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder ve içerir; biri olmadan diğeri olmaz. Madem Peygamber (aleyhissalâtü vesselam) Hâtemü’l Enbiyâ’dır, bütün peygamberlerin varisidir. Elbette Allah’a ulaştıran bütün yolların başındadır. Onun geniş caddesinin dışında hakikat ve kurtuluş yolu olamaz. Cenâb-ı Hakk’ı gereğince tanıyan bütün imamlar ve hakikati delilleriyle bilen zâtlar, Sa’dî Şirazî gibi, مُحَالَسْتْ سَعْدِي بَرَاهِ صَفَا ظَفَرْ بُرْدَنْ جُزْدَرْ پَيِ مُصْطَفٰى ve كُلُّ الطُّرُقِ مَسْدُودٌ إِلَّا الْمِنْهَاجَ الْمُحَمَّدِيَّ demişlerdir.

Fakat bazen, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) caddesinde gittikleri halde, bunun Allah Resûlü’nün caddesi ve o caddeye dâhil olduğunu bilmiyorlar. Yine bazen, Peygamber’i bilmiyorlar, fakat gittikleri yol Resûl-u Ekrem’in caddesine aittir. Bazen de meczupça bir durum, manevî bir kendinden geçme hali veya münzevi, bedevice bir vaziyet içinde Resûl-u Ekrem’in caddesini düşünmeden, yalnız لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ demek onlara kâfi geliyor.

Bununla beraber, meselenin en mühim yönü şudur: Kabul etmemek başka, yokluğu kabul etmek başkadır. Cezbeye kapılan, münzevi veya Peygamber’i işitmeyen, bilmeyen bu çeşit insanlar, onu tanımıyor ya da düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Allah’ı tanımaya dair yalnız ünümküh لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ biliyorlar. Bunlar kurtulabilirler.

Fakat Hazreti Peygamber’i işiten ve davasını bilen insanlar onu tasdik etmezse Cenâb-ı Hakk’ı tanımazlar. Böyle bir insan için yalnız لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ sözü, kurtuluş vesilesi olan tevhidi ifade edemez. Çünkü bu hal,

429