Evet, menfi milliyetçiliğin tarihte pek çok zararı görülmüştür.
Mesela: Emevîler, milliyetçilik fikrini siyasete bir parça karıştırdıkları için hem İslam âlemini küstürdü, hem de kendileri pek çok felâket yaşadılar.
Hem Avrupa milletleri şu asırda ırkçılık fikrini çok öne çıkardıkları için Fransızların ve Almanların çok uğursuz ebedî düşmanlıklarından başka, Birinci Dünya Savaşı’ndaki dehşetli hadiseler de menfi milliyetçiliğin insanlığa ne kadar zararlı olduğunu gösterdi.
Bizde ise hürriyetin başlangıcında –Bâbil Kulesi yıkıldığı zaman “tebelbül-ü akvam” (kavimlerin dillerinin karışması) tabir edilen, insanlığın çeşitli milletlere ayrılması ve bunun neticesinde dağılması gibi– menfi milliyetçilik fikriyle, başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere pek çok millet, “kulüp” adıyla “kulûb”ün (kalblerin) ayrı düşmesine sebep olan çeşitli mülteci cemiyetleri kurdu. Ve onlardan şimdiye kadar yabancıların boğazına gidenlerin ve perişan olanların hali, menfi milliyetçiliğin zararını gösterdi.
Şimdi ise birbirine çok muhtaç, birbirinden mazlum ve fakir olan, yabancı devletlerin baskısı altında ezilen milletler ve Müslüman topluluklar içinde, milliyetçilik fikriyle birbirine yabancı gibi bakmak ve birbirini düşman kabul etmek öyle bir felâkettir ki, tarif edilemez. Âdeta bir sineğin ısırmaması için yüzünü ona dönüp arkasını müthiş yılanlara vermek gibi bir divanelikle, büyük ejderhalar hükmünde olan Avrupa devletlerinin doymak bilmez hırslarıyla pençelerini açtıkları bir zamanda, buna önem vermeyip, belki mânen yardım edip menfi milliyetçilik fikriyle doğu vilayetlerindeki vatandaşlara veya güneydeki dindaşlara düşmanlık beslemek, onlara karşı cephe almak çok zararlı ve tehlikelidir. Hem güneydeki o dindaşlar içinde düşman yoktur ki onlara karşı cephe alınsın. Güneyden gelen Kur’an nuru var, oradan İslamiyet ışığı gelmiş, o içimizdedir ve her yerde bulunur. İşte o dindaşlara düşmanlık, dolayısıyla İslamiyet’e ve Kur’an’a dokunur. İslamiyet ve Kur’an’a karşı düşmanlık beslemek ise bütün vatandaşların dünya ve ahiret hayatlarına bir çeşit düşmanlıktır. Hamiyet, yani milli haysiyet ve gurur namına, topluma hizmet edeyim derken dünya ve ahiret hayatının temel taşlarını yıkmak hamiyet değil, ahmaklıktır!