İçeriğe geç

büyük şey, en küçük şey kadar rahattır. Küçük, büyük kadar sanatlıdır; belki sanatça, küçük şeyler, büyüklerden daha büyüktür. Birer kudret harikası olan geçmişteki bütün hadiseler şahitlik eder ki, o Kadîr-i Mutlak’ın, gelecekteki bütün imkânâtın hayret verici misallerine gücü yeter. Dünü getiren yarını getirdiği gibi, geçmişi var eden o Kadir Zât geleceği de yaratır. Dünyayı yapan o Sâni-i Hakîm ahireti de yapar. Evet, hakkıyla ibadete lâyık Mabud yalnız o Kadîr-i Zülcelâl olduğu gibi, mutlak ve sonsuz övgüye, hamde lâyık yine yalnız O’dur. İbadet O’na mahsus olduğu gibi, hamd ve övgü de O’na hastır.”

• Hiç mümkün müdür ki, gökleri ve yeri yaratan bir Sâni-i Hakîm, göklerin ve yerin en mühim neticesi, kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanı başıboş bıraksın, sebeplere ve tesadüfe havale etsin ve apaçık hikmetini abes hale getirsin!.. Hâşâ!

• Hiç mümkün müdür ki, sonsuz hikmet ve ilim sahibi bir zât, bir ağaca gayet önem vererek baktığı ve onu tasvir ettiği, son derece hikmetle yetiştirip büyüttüğü halde o ağacın gayesi, faydası hükmündeki meyvelerine bakmasın, kıymet vermesin; o meyveler hırsız ellere ve boş yerlere dağılsın, ziyan olsun! Elbette bakmaması, kıymet vermemesi mümkün değildir. Çünkü ağaca meyveleri için kıymet verilir. İşte şu kâinatın şuur sahibi, en mükemmel meyvesi, neticesi ve gayesi insandır. Kâinatın Sâni-i Hakîm’i, mümkün müdür ki, bu şuur sahibi meyvelerin meyveleri olan hamd ve ibadeti, şükür ve muhabbeti başkalarına verip apaçık hikmetini hiçe indirsin, mutlak kudretini acze döndürsün veyahut her şeyi kuşatan ilmini cehalete çevirsin!.. Yüz bin defa hâşâ!

• Hiç mümkün müdür ki, şu kâinat sarayındaki Rabbanî maksatların merkezi olan şuur sahiplerinin ve onların en üstünü olan insanın, kendilerine verilen nimetlere karşılık ortaya koydukları şükür ve ibadet, kâinat sarayının Yaratıcısından başkasına gitsin.. ve o Sâni-i Zülcelâl, gayelerin gayesi olan o şükür ve ibadetin başkalarına gitmesine müsaade etsin...

• Hem hiç mümkün müdür ki, kendini çeşit çeşit sayısız nimetiyle şuur sahiplerine sevdirsin.. hadsiz sanat mucizeleriyle tanıtsın.. sonra onların şükür ve ibadetlerini, hamd ve muhabbetlerini, marifet ve

308