O koca hapishaneyi bir Nur dershanesine çevirdi, oranın bir Medrese-i Yusufiye olduğunu ispat etti ve Medresetü’z-Zehra kahramanlarının elmas kalemleriyle Nurlar yayılmaya başladı. Hatta o ağır şartlar altında Nur’un bir kahramanı, üç-dört ay içinde yirmiden fazla Meyve ve Müdafaalar Risalesi yazdı. Hem hapiste hem dışarıda fütuhat başladı. O musibetteki zararımızı büyük menfaatlere, sıkıntılarımızı sevinçlere çevirdi. وَعَسٰٓى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrını tekrar gösterdi.
Ardından bilirkişi heyetinin yanlış ve üstünkörü hazırlanmış tutanaklara dayanarak bize karşı şiddetli tenkitleri, Milli Eğitim Bakanı’nın dehşetli hücumu ve aleyhimizde bir beyanname neşretmesi, hatta bazı haberlere göre bir kısmımızın idamına çalışılması sırasında yine Cenâb-ı Hakk’ın bir inayeti imdada yetişti. Başta Ankara bilirkişi heyetinin şiddetli tenkitlerini beklerken, takdir eden raporları geldi. Hatta beş sandık Nur risalesinde beş-on hata buldukları halde, mahkemede onların hata ve yanlış diye gösterdikleri noktaların hakikatin ta kendisi olduğunu, hata ve yanlış dedikleri maddelerde kendilerinin yanıldıklarını ispat ettik ve beş yapraklık raporlarında beş-on hatalarını ve yanlışlarını gösterdik. Yedi makama gönderdiğimiz Meyve ve Müdafaaname ile Adalet Bakanlığı’na gönderilen bütün Nur risalelerine, bilhassa mahrem olanların acı ve şiddetli tokatlarına karşılık, tehdit dolu, şiddetli emirler beklerken gayet mülayim, hatta teselli edercesine, Başvekil’in bize gönderdiği mektup gibi uzlaşan bir tarzda ilişmemeleri kesinlikle ispat etti ki: Risale-i Nur’un hakikatleri, Allah’ın inayetinin kerametiyle onları mağlûp edip doğru yolu gösterir bir şekilde kendini okutmuş, o geniş daireleri bir nevi dershane yapmış, tereddüt içindeki ve şaşkın birçok kişinin imanını kurtarmış ve bize sıkıntılarımızdan yüz derece fazla manevî ferah ve fayda sağlamıştır.
Sonra gizli düşmanlar beni zehirlediler. Nur’un şehit kahramanı merhum Hafız Ali benim bedelime hastaneye gitti ve benim yerime berzah âlemine seyahat eyledi, bizi ümitsizce ağlattı. Ben bu musibetten önce Kastamonu’nun dağında bağırarak tekrar tekrar demiştim ki:
“Kardeşlerim! Ata et, aslana ot atmayınız.” Yani her risaleyi herkese vermeyiniz ki bize saldırılmasın.
Dipnotlar
- “Olur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlıdır.” (Bakara sûresi, 2/216).