İslam bilginlerinin Eflâtun’u, hekimlerin şeyhi ve filozofların üstadı, meşhur dâhi Ebû Ali İbni Sina yalnız tıp noktasında كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلا تُسْرِفُوا ayetini şöyle tefsir etmiştir:
جَمَعْتُ الطِّبَّ فِي بَيْتَيْنِ جَمْعًا وَحُسْنُ الْقَوْلِ فِي قِصَرِ الْكَلَامِ
فَقَلِّـلْ إِنْ أَكَلْتَ وَبَعْدَ أَكْـلٍ تَجَنَّبْ وَالشِّـفَاءُ فِي الْاِنْهِضَامِ
وَلَيْسَ عَلَى النُّفُوسِ أَشَدُّ حَالًا مِنْ إِدْخَالِ الطَّعَامِ عَلَى الطَّعَامِ
Yani, “Tıp ilmini iki satırda topluyorum, sözün güzelliği kısalığındadır: Yediğin vakit az ye. Yedikten sonra dört-beş saat kadar bir şey yeme. Şifa, sindirimdedir. Yani kolayca sindireceğin miktarı ye. Nefse ve mideye en ağır ve yorucu hal, yemek üstüne yemektir.”
Hayret verici ve ibretli bir tevafuk:
İktisat Risalesi’nin ayrı ayrı nüshalarını, üçü acemi olan beş-altı farklı kâtip ayrı ayrı yerlerde yazdı. Birbirinden uzak, hatları birbirinden farklı, elifleri hiç düşünmeden yazdıkları her bir nüshanın elifleri duasız elli bire, dua ile beraber elli üçe tevafuk etti. Bunun, İktisat Risalesi’nin telif ve çoğaltılma tarihi olan Rûmî takvime göre elli bir ve Hicrî elli üç tarihine tevafuku şüphesiz rastlantı olamaz. İktisattaki bereketin keramet derecesine çıktığına bir işarettir. Ve bu seneye, “İktisat Senesi” ismi lâyıktır.
Evet, zaman, iki sene sonra iktisadın bu kerametini İkinci Dünya Savaşı’nda her taraftaki açlık, tahribat ve israflarla insanlığın iktisada mecbur olmasıyla ispat etti.
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Dipnotlar
- “Yiyin, için fakat israf etmeyin.” (A’râf sûresi, 7/31).
- Benzer ifadeler için bkz. İbni Kayyim, et-Tıbbü’n-Nebevî s. 448.
- Haşiye: Yani, vücuda en zararlı şey, dört-beş saat ara vermeden yemek yemek veyahut lezzet almak için çeşitli yemekleri birbiri üstüne mideye doldurmaktır.
- 1935 yılı.
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32).