İçeriğe geç

İmam-ı Âzam, bu sırra işaret olarak لَا إِسْرَافَ فِي الْخَيْرِ كَمَا لَا خَيْرَ فِي الْإِسْرَافِ demiştir. Yani: “Hak edenlere hayırda ve ihsanda bulunmakta israf olmadığı gibi, israfta da hiçbir hayır yoktur.”

Yedinci Nükte

İsraf, hırsı netice verir. Hırsın da üç neticesi var.

Birincisi

Kanaatsizliktir. Kanaatsizlik, çalışma şevkini kırar. İnsanı şükür yerine şikâyet ettirir, tembelliğe atar. Meşru ve helâl olan az malı terk ettirip gayrimeşru ve zahmetsiz kazanılan malı aratır. İnsan o yolda izzetini, belki haysiyetini feda eder.

İkincisi

Mahrumiyet ve hüsrandır. Arzu ettiği şeyi elinden kaçırmak, hor görülmeye maruz kalmak, kolaylıktan ve yardımlaşmadan mahrum olmaktır. Hatta اَلْحَرِيصُ خَائِبٌ خَاسِرٌ yani, “Hırs, hüsranın ve başarısızlığın sebebidir.” şeklindeki darbımeseli doğrular.

Hırsın ve kanaatin tesiri, canlılar âleminde gayet geniş bir düstur ile cereyan ediyor. Mesela, rızka muhtaç ağaçların fıtrî bir şekilde kanaat etmeleri rızıklarını onların ayağına getirdiği gibi, hayvanların hırsla zorluk ve noksanlık içinde rızka koşmaları, hırsın büyük zararını ve kanaatin muazzam faydasını gösterir.

Hem bütün zayıf yavruların hal dilleriyle kanaat etmeleri, süt gibi tatlı bir gıdanın ummadıkları yerden onlara akması ve canavarların hırsla noksan ve kirli rızıklarına saldırması, davamızı parlak bir şekilde ispat ediyor.

Hem semiz balıkların kanaatkârca vaziyetlerinin rızıklarını mükemmelce elde etmelerine vesile olması, tilki ve maymun gibi zeki hayvanların

212