İçeriğe geç

hırsla rızıklarının peşinde dolaşmalarına rağmen yeterince bulamadıkları için cılız ve zayıf kalması, yine hırsın ne derece zahmet sebebi, kanaatin ise ne kadar rahata vesile olduğunu gösterir.

Hem Yahudi milletinin hırsla, faizle, hile dolabıyla rızıklarını zilletli ve sefil, gayrimeşru bir şekilde ve ancak yaşayacak kadar bulmaları, bedevîlerin ise kanaatkârca vaziyetleri içinde izzetle yaşamaları ve kâfi rızkı elde etmeleri yine davamızı açıkça ispatlar.

Hem pek çok âlimin ve edibin zekâlarından kaynaklanan bir hırs yüzünden fakirliğe düşmeleri, birçok aptal ve iktidarsızın ise yaradılıştan gelen, kanaatkârca vaziyetleri ile zenginleşmesi, helâl rızkın iktidar ve iradeye göre değil, acze ve fakrını göstermeye göre geldiğini kesinlikle ispat eder. Helâl rızık, iktidar ve irade ile ters orantılıdır. Çünkü çocukların iktidarı ve iradesi arttıkça rızkı azalır, uzaklaşır, ağırlaşır. اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى hadisinin sırrıyla kanaat, rahatça geçinmek ve yaşamak için bir definedir. Hırs ise bir hüsran ve sefalet kaynağıdır.

Üçüncüsü

Hırs, ihlâsı kırar, ahireti kazanmak için yapılan amelleri zedeler. Çünkü takva sahibi bir insanda hırs varsa halkın kendisine alâka göstermesini ister. Bunu isteyen ise tam ihlâsı bulamaz. Bu netice çok mühimdir, çok dikkat etmek gerekir.

213