ancak ölmeyecek kadar yiyebilir. Hem yüz aç insanın huzurunda tam bir lezzet alarak fazla yenmez.
İktisadın izzet ve kemâl sebebi olduğuna işaret eden bir hadise:
Bir zaman, cömertliğiyle dünyaca meşhur Hâtem-i Tâî büyük bir ziyafet verir. Misafirlerine bolca hediye dağıtıp çölde gezmeye çıkar. Bakar ki, ihtiyar, fakir bir adam dikenli çalı ve gevenleri beline yüklemiş; dikenler vücuduna batıyor, kanatıyor.
Hâtem ona şöyle der: “Hâtem-i Tâî büyük bir ziyafet veriyor, hediyeler dağıtıyor. Sen de oraya git, beş kuruşluk çalı yüküne karşılık beş yüz kuruş alırsın.”
O kanaatkâr ihtiyar cevap verir: “Ben bu dikenli yükümü izzetimle çeker, taşırım. Hâtem-i Tâî’nin minnetini kabul etmem.”
Sonra Hâtem-i Tâî’ye sorarlar: “Sen kendinden daha civanmert, aziz birine rastladın mı?”
Der ki: “Çölde rast geldiğim, iktisada dikkat eden o ihtiyarı kendimden daha aziz, daha yüksek, daha civanmert gördüm.”
Beşinci Nükte
Cenâb-ı Hak kusursuz keremiyle, nimetlerinin lezzetini en fakir insana en zengin insan gibi, gedâya, yani fakire padişah gibi tattırıyor. Evet, bir fakirin açlık ve iktisat vasıtasıyla bir parça kuru siyah ekmekten aldığı lezzet, bir padişahın veya zenginin israftan gelen usançla ve iştahsızlıkla yediği en güzel baklavadan duyduğu lezzetten daha fazladır.
Hayret vericidir ki, bazı müsrif, savurgan insanlar böyle iktisatlı olanları cimrilikle itham ediyor. Hâşâ! İktisat, izzet ve cömertliktir. Cimrilik ve zillet, müsriflerin ve savurganların görünüşteki cömertliklerinin içyüzüdür. Bu risalenin telif edildiği sene Isparta’daki hücremde cereyan eden ve bu hakikati doğrulayan bir hadise:
Dipnotlar
- Buradaki onurlu tavrı ifade eden bir hadis-i şerif için bkz. Buhârî, müsâkât 13, zekât 50, büyû’ 15; İbni Mâce, zekât 25; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/167.
- 1935 yılı.