Allah Resûlü, bu akraba evine her zaman girip çıkardı. Bu ev O’nun halasının eviydi.. ve bu hane aynı zamanda senelerden beri, Allah Resûlü’nden bir teklif bekliyordu. Zira Allah Resûlü’nün zevceleri arasına girmek, her kadının en büyük idealiydi ve bunda yadırganacak bir şey de yoktu.
Daha önce de arz ettiğim gibi, Hz. Sevde’yi (radıyallâhu anhâ) Efendimiz boşamak isteyince, büyük kadın gelmiş ve Allah Resûlü’ne âdeta yalvarmış.. gününü Âişe’ye (radıyallâhu anhâ) verdiğini ortaya koymuş.. tek isteğinin Peygamber zevcesi olarak vefat etmek olduğunu ifade etmişti ki, bunlar, Allah Resûlü’nün nikâhı altında kalabilmek için yapılan fedakârlıklardı.695 Hz. Ömer (radıyallâhu anh), hayatı boyunca bu haneye akraba olabilmek için çırpınıp durmuş ve Hazreti Fatıma Validemiz’e (radıyallâhu anhâ) talip olmuş; ancak, Allah Resûlü onu Hz. Ali’ye (radıyallâhu anh) verince, Hz. Ömer’e Hz. Ali’nin kızı Ümmü Gülsüm’ü bekleme kalmıştı. Bu mübarek kadın Hz. Ömer’in nikâhı altına girdiğinde henüz çocuk yaştaydı; çocuk yaştaydı ama bu, Hz. Ömer’in (radıyallâhu anh) Efendimiz’e akraba olma rüyasıydı. Ömer’in tek düşüncesi Efendimiz’e akraba olmaktı.696
Bir halanın, yeğenine kızını vermek istemesi ve bu husustaki beklentisi gayet normaldi. Hem, Hz. Zeynep (radıyallâhu anhâ), her yönüyle bir peygamber hanımı olmaya lâyıktı. Belki o da Efendimiz’i istiyordu…