İçeriğe geç
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِۤي أَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللّٰهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَاهُ فَلَمَّا قَضَى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِۤي أَزْوَاجِ أَدْعِيَۤائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولًا

“Allah’ın nimet verdiği, senin de nimetlendirdiğin kimseye: Eşini bırakma, Allah’tan sakın diyor, Allah’ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyorsun. İnsanlardan çekiniyorsun; oysa asıl kendisinden korkulması gereken Allah’tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince, Biz, onu sana nikâhladık ki, (bundan böyle) evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestikleri zaman, o kadınlarla evlenmek hususunda mü’minlere bir güçlük olmasın. Allah’ın emri yerine getirilmiştir.”694

Allah Resûlü, Zeyd’i (radıyallâhu anh) çok severdi. Başkasını değil de sadece onu evlât edinmişti. Zeyd (radıyallâhu anh), Allah Resûlü’ne o kadar yakın biliniyordu ki, herkes ona sanki Efendimiz’in öz evlâdıymış gibi bakıyor, onu Efendimiz’in öz evlâdı gibi görüyorlardı. Evet o, kendini Allah Resûlü’nün yoluna feda etmiş; Allah Resûlü de ona, sevgisinin kapılarını ardına kadar açıvermişti.

Zeyd (radıyallâhu anh), azatlı bir köleydi. Efendimiz onu hürriyete kavuşturmuş ve evlât edinmişti.. o günün âdetine göre de, Zeyd’den bu azatlı köle olma vasfını silip atmak mümkün değildi. Bu düşünce, âdeta cemiyetin içine işlemiş bir illet ve bir hastalıktı. Bir insan azat edilmiş olsa dahi ikinci sınıf vatandaş olarak kabul ediliyordu. Bu düşüncenin temelinden yıkılması ve cemiyetin bu hastalıktan kurtarılması gerekiyordu. Allah Resûlü’nü derin derin düşündüren bu mesele de çare bekliyordu…

548