İçeriğe geç

Ayrıca o, ekonomi ve maddî refahı da nihâî hedef kabul etmez; bunların dışında daha pek çok evrensel insanî değerlerden söz eder ve hakikî insanlığa giden yolların da bunlardan geçtiğini vurgular. Kur’ân: “Mal, mülk, çoluk-çocuk.. gibi şeyler dünya hayatının süsü-zinetidir; bakî kalacak olan salih ameller ise, Rabbin katında hem sevap hem de ümit bağlama açısından daha hayırlıdır.”25 diyerek bu dünyada duyup tattığımız nimetlerin dışında daha farklı ve üstün ihsanların bulunduğunu hatırlatır ve bizi bura ve öteler arasında denge kurmaya çağırır. “Düşünenler için şu dünya hayatı muvakkat bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir; ahirete ait yaşayış ise hayatın ta kendisidir; keşke insanlar bunu bilebilselerdi.”26 fermanıyla her iki dünyanın mahiyetlerini ihtar ederek, bu fânî âleme ait şeyler ne kadar da kıymetli olsa bâkî bir âlem karşısında bir hiç hükmünde olduğunu vurgular ve bizi o sermedî âlemlere yönlendirir. “Şüphesiz sizin Allah nezdinde en şerefliniz takvaca en derin ve en ileri olanınızdır.”27 muhtevalı fermanlarıyla da dikkatlerimizi Allah katındaki farklı değerlere çeker ve bizi cismânî konumlarımızın üstünde çok yüksek ufuklara çağırır. Ruhlarımızı kaskatı iktisadî mülâhazalara bağlılık gibi bir darlıktan kurtarır ve bizi imanlarımızın derinliği ölçüsünde mârifetin ferah-fezâ iklimlerinde dolaştırır. Bu sayede insan olmadaki farklılığı duyar ve ruh-u içtimâînin içlerimizde hâsıl ettiği genişlikle serbest bir nefes alırız.

Burada birkaç cümle ile “içtimaî adalet” de diyebilirdik ama, şimdilik onu Allah’ın lütfedeceği başka bir fırsata bırakmak daha uygun olacak…

263