Bir kere daha hatırlatmakta yarar var; İslâm, zeki, sıhhatli, becerikli ve gözü göklerde olan üstün idrak ve harika kabiliyetleri; aptal, hastalıklı, aciz kimselerle hukuk açısından bir kabul etse de, imkân ve refah seviyesi bakımından kat’iyen aynı kategoride mütalâa etmez. O içtimaî adalet derken, bundan fırsat eşitliğini, çalışma ile beraber neticeye imrendiriciliği ve herkesi maddî-mânevî kendi “arş-ı kemâlât”ına yükselmede serbest bırakmayı anlar; anlar ve meşru kazanç yollarına asla tahdit koymaz, kimsenin sa’ye şevkini kırmaz.. ve kazanmayı mübarek bir iş olarak, infâkı da ibadet sayarak alkışlar.
262