Evet, kardeşlerimizin derin bir iştiyak ve tahassür içinde birbirlerine sarmaş dolaş olmaları, Allah’a giden yolda hizmet edip koşmaları, hemen her gün belki evine uğradığı kadar bu din kardeşlerinin yanına uğramaları onlarda çok ciddi bir cûşişin ve heyecanın ifadesiydi. Bu kardeşlerimize Cenâb-ı Hak bir hamlede çok büyük işler yaptırdı. O kadar ki bizden evvelki Kur’ân talebelerinin otuz seneye sığıştırmayacakları şeyleri, Rabbim bu hizmette koşturan mü’minlerin sa’yine –imtihan da olabilir– bir hamlede lütfetti. Ancak unutulmaması gereken bir husus var ki o da bu ihsan ve lütufların birer imtihan ve armağan olduğudur. Ayrıca bu gayretler daha ciddi, daha çalımlı ve daha sistemli bir şekilde çoğaltılmalı ve belli bir hedefe ulaştırılmalıdır ki devam etsin. Aksi takdirde –tekrar ifade edeyim– refüze olma ihtimali vardır. Zira Cenâb-ı Hak, iştiyakla Kendi yolunda koşanları korursa da, bu mevzuda hizmet içinde hep aynı canlılığı taşımayan kimseleri koruyacağına dair bir teminatın olduğunu söylemek mümkün değildir.
Son sözümü de bir rica ile bitirmek istiyorum. Ben kendimi tecrit ederek diyorum ki, bütün bu söylediklerimi benden değil de sanki bu daire içinde size hakikati ifade eden başka bir şahıstan dinliyor gibi dinlemelisiniz.