İçeriğe geç

Binaenaleyh hiçbir zaman onu kendi başına bırakmaz. Allah, o insanı doğrudan doğruya kontrolü altına alır ve marziyat-ı ilâhisi içinde hareket ettirir. Nitekim Asr-ı Saadet’te gördüğümüz üzere Cenâb-ı Hak, Efendimiz Aleyhissalâtü vesselâm’ı hep razı olacağı daire içinde hareket ettirmiştir. Ve daha sonraları da Allah bir kısım zatların hayatını Efendimiz’in yolu üzerinde kontrol altına alarak, onlara marziyatından başka bir yol görmeyip, hem asrımızda hem de daha evvelki asırlarda insanları aydınlatmak ve O’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) yeniden insanların nazarına vermek için bütün yolları tıkamış, mecburi tek bir istikamet göstererek bu zevatla sünnet-i seniyye yolunu âdeta şehrâh hâline getirmiştir.

Önemli bir husus daha vardır ki o da, ümmetin fesadı zamanında sünnet-i seniyyenin ihya edilmesi; ister farz, ister vacip olsun bütün erkân-ı imaniye ve İslâmiye ile Efendimiz’in yolunun yeniden işler hâle gelmesi demektir. Zira birileri, hususiyle de günümüzde, bu şehrâhı patika hâline getirmeye çalışmaktadırlar. Buna karşılık, onun çok geniş bir cadde hâlinde, kıyamete kadar devam etmesini temin etmeye çalışan Müslümanlar, sünnet-i seniyyenin çok mühim meselelerini ihya etmektedirler. Yine Efendimiz’den aldığımız ölçüler içinde, sünnet-i seniyyeden öyleleri vardır ki, bunlar bin kere şehit olmaktan daha kıymetlidir. Bu arada Efendimiz’in yolunda ihya edilecek farzlar, hususiyle bunların arasında erkân-ı imaniye ile ilgili herhangi bir hususun ihya edilmesi onu ihya eden mü’mine bin kere şehit olmaktan daha fazla sevap kazandırabilir.

56